| |Sahife No|
|:-:|:-:|
|Beşinci Dal, ﴾ اَللّٰهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّاهُوَ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى ﴿ âyetinin şecere-i nurâniyesinin hadsiz meyvelerinden Beş Meyve’sini gayet parlak ve güzel bir sûrette gösteriyor. Bu Beş Meyve ve Otuzbirinci Söz’ün âhirindeki Beş Meyve, çok şirindirler. Tatlı ilim isteyenler onları alsın okusun.||
|YİRMİBEŞİNCİ SÖZ:
﴿ قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْآنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِـه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا ﴾
âyetinin hakikatini te'yid eden yüzer âyâtın en mühim bir hakikati olan i'câz-ı Kur'ânî’yi tefsir eder. Üç Şuâ içinde kırk vücûh-u i'câziyeyi beyân ve tefsir ediyor ki; Kur'ân, Kelâmullâh olduğunu, gündüzdeki ziyâ, güneşin vücûdunu gösterdiği gibi, öylece gösterir ve isbât eder. Nısf-ı evvel çendan sür'atli te'lif edilmiş, fakat istirahat-i kalb ile yazıldığı için izâhlıdır. Nısf-ı âhir bazı esbâb-ı mühimmeye binâen muhtasar ve mücmel kalmıştır. Fakat bununla beraber her tâifeye göre ( ve ne fikirde bulunursa bulunsun ) bu mübârek Söz, i'câz-ı Kur'ân’ı ona gösterir ve isbât eder. Bu Söz şimdiye kadar i'câz-ı Kur'ân’a karşı çok muannidleri serfürû ettirerek secdeye getirmiş.|[355](/sözler/yirmibeşinci-söz/254/2/355/449#3552)|
|YİRMİALTINCI SÖZ:
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ ﴾ ﴿ وَكُلَّ شَىْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ ﴾
ilâ âhiri.. meâlindeki âyâtın sırr-ı kadere ait ve “ Îmân-ı bilkader ” “Hayrihi ve şerrihî minallâhi teâlâ ” nın isbâtına medâr mühim bir hakikatini dört mebhas ile öyle bir sûrette tefsir eder ki: Hàvâssın fikirleri yetişmediği esrâr-ı kaderiyeyi, basit avâmların zihinlerine takrib edip anlattırıyor. Hâtime’sinde: En kısa ve en selîm ve en müstakîm bir tarîkin esâsını “ Dört Hatve ” nâmıyla tezkiye-i nefsin ve tekemmül-ü rûhun medârı olan dört mühim dersi veriyor.|[450](/sözler/yirmialtıncı-söz/316/2/450/466#4502)|
