İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 533 / 765
533

İkinci Maksad

İkinci Maksad

TAHAVVÜLÂT-I ZERRÂTA DAİR

Şu âyetin hazinesinden bir zerreye işâret edecektir.

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَاْت۪ينَا السَّاعَةُ قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتَاْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَلَٓا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرُ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ﴾

[Şu âyetin pek büyük hazinesinden bir miskàl zerre mikdarında, yani zerre sandukçasında olan cevheri gösterir ve zerrenin hareket ve vazifesinden bir nebze bahseder. Şu maksad, bir “Mukaddime” ile “Üç Nokta”dan ibarettir.]

Mukaddime

Mukaddime

Tahavvülât-ı zerrât: Nakkàş-ı Ezelî’nin kalem-i kudreti, kitab-ı kâinâtta yazdığı âyât-ı tekvîniyenin hengâmındaki ihtizâzâtı ve cevelânıdır. Yoksa; maddiyûn ve tabîiyyûnların tevehhüm ettikleri gibi tesâdüf oyuncağı ve karışık, mânâsız bir hareket değildir.

Çünkü: Bütün mevcûdât gibi zerreler ve herbir zerre mebde'-i hareketinde “Bismillâh” der. Çünkü: Nihâyetsiz kuvvetinden fazla yükleri kaldırır ve buğday tanesi kadar bir çekirdeğin koca bir çam ağacı gibi bir yükü omuzuna alması gibi...

Hem vazifesinin hitâmında “Elhamdülillâh” der. Çünkü: Bütün ukùlü hayrette bırakan hikmetli bir cemâl-i san'at, fâideli bir hüsn-ü nakş göstererek Sâni'-i Zülcelâl’in medâyihine bir kaside-i medhiye gibi bir eser gösterir; meselâ: Nar ve mısıra dikkat et.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.