vücûdunu iktiza ederler ve saâdet-i ebediyenin tahakkukuna kat'î delâlet ederler. Demek haşir ve kıyâmete muktazî, o derece kuvvetlidir ki, hiçbir şek ve şübheye medâr olamaz.
Üçüncü Esâs
Üçüncü Esâs
Fâil, muktedirdir. Evet, nasıl haşrin muktazîsi, şübhesiz mevcûddur; haşri yapacak Zât da nihâyet derecede muktedirdir. O’nun kudretinde noksan yoktur. En büyük ve en küçük şeyler O’na nisbeten birdirler. Bir baharı halketmek, bir çiçek kadar kolaydır. Evet, bir Kadîr ki, şu âlem; bütün güneşleri, yıldızları, avâlimi, zerrâtı, cevâhiri, nihâyetsiz lisânlarla O’nun azametine ve kudretine şehâdet eder. Hiçbir vehim ve vesvesenin hakkı var mıdır ki, haşr-i cismânîyi o kudretten istib'âd etsin. Evet, bilmüşâhede bir Kadîr-i Zülcelâl, şu âlem içinde, her asırda birer yeni ve muntazam dünyayı halkeden, hattâ her senede birer yeni seyyâr, muntazam kâinâtı icâd eden, hattâ her günde birer yeni muntazam âlem yapan, dâima şu semâvât ve arz yüzünde ve birbiri arkasında geçici dünyaları, kâinâtları kemâl-i hikmet ile halkeden, değiştiren ve asırlar ve seneler, belki günler adedince muntazam âlemleri zaman ipine asan ve onunla azamet-i kudretini gösteren ve yüzbin çeşit haşrin nakışlarıyla tezyîn ettiği koca bahar çiçeğini küre-i arzın başına bir tek çiçek gibi takan ve onunla kemâl-i hikmetini, cemâl-i san'atını izhâr eden bir Zât, “Nasıl kıyâmeti getirecek, nasıl bu dünyayı âhiretle değiştirecek.” denilir mi? Şu Kadîr’in kemâl-i kudretini ve hiçbir şey O’na ağır gelmediğini ve en büyük şey, en küçük şey gibi O’nun kudretine ağır gelmediğini ve hadsiz efrâd, bir tek ferd gibi o kudrete kolay geldiğini, şu âyet-i kerîme ilân ediyor:
﴾ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ﴿ Şu âyetin hakikatini Onuncu Sözün Hâtimesi’nde icmâlen ve Nokta Risalesi’nde ve Yirminci Mektûb’da izâhen beyân etmişiz. Şu makam münâsebetiyle üç mes'ele sûretinde bir parça izâh ederiz.
İşte, Kudret-i İlâhiye, zâtiyedir; öyle ise, acz tahallül edemez. Hem melekûtiyet-i eşyaya taalluk eder; öyle ise, mevâni' tedâhül edemez. Hem nisbeti, kanunîdir; öyle ise, cüz', külle müsâvî gelir ve cüz'î, küllî hükmüne geçer. İşte şu üç mes'eleyi isbât edeceğiz.
#### Birinci Mesele
BİRİNCİ MES'ELE: Kudret-i Ezeliye, Zât-ı Akdes-i İlâhiye’nin lâzime-i zarûriye-i zâtiyesidir. Yani, bizzarûre zâtın lâzimesidir. Hiçbir cihet-i infikâki olamaz. Öyle ise; kudretin zıddı olan acz, o kudreti istilzam eden zâta bilbedâhe ârız olamaz. Çünkü: O hâlde cem'-i zıddeyn lâzımgelir. Mâdem acz, zâta ârız olamaz; bilbedâhe, o zâtın lâzımı olan kudrete tahallül edemez.
