İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 537 / 765
537

﴾ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ ﴿ gibi çok âyetlerle hikmetlerine ve vazifelerine işâret eder. Nümûne olarak birkaçına işâret ediyoruz.

##### Birincisi

Birincisi: Cenâb-ı Vâcibü'l-Vücûd’un tecelliyât-ı icâdiyesini tecdîd ve tazelendirmek için her bir tek rûhu model gibi ederek, her sene mu'cizât-ı kudretinden taze birer cesed giydirmek ve her bir tek kitaptan ayrı ayrı bin muhtelif kitabı, hikmetiyle istinsah etmek ve bir tek hakikati başka başka sûrette göstermek ve kâinâtların ve âlemlerin ve mevcûdâtların, tâife tâife arkasından gelmelerine yer vermek ve zemin hazırlamak için Fâtır-ı Zülcelâl, kudretiyle, zerrâtı tahrîk ve tavzif etmiştir.

##### İkincisi

İkincisi: Mâlikü'l-Mülk-i Zülcelâl, şu dünyayı, bâhusus rû-yi zemin tarlasını bir mülk sûretinde yaratmıştır. Yani; neşv ü nemâya, taze taze mahsulât vermeğe kàbil bir sûrette müheyyâ etmiştir. Tâ ki, nihâyetsiz mu'cizât-ı kudretini orada ekip biçsin.

İşte şu zemin yüzündeki tarlasında, zerrâtı hikmetle tahrîk ederek, intizam dâiresinde tavzif edip, her asırda, her fasılda, her ayda, belki her günde belki her saatte mu'cizât-ı kudretinden yeni yeni birer kâinât gösterir, yer yüzü avlusuna başka başka mahsulât verdirir. Nihâyetsiz hazine-i rahmetinin hedâyâsını, nihâyetsiz kudretinin mu'cizâtının nümûnelerini harekât-ı zerrât ile izhâr eder.

##### Üçüncüsü

Üçüncüsü: Nihâyetsiz tecelliyât-ı Esmâ-i İlâhiye’nin nakışlarını göstermekle, o esmânın cilvelerini ifâde için mahdûd bir zeminde hadsiz nukùş göstermek, küçük bir sahifede nihâyetsiz maânîleri ifâde edecek olan hadsiz âyâtları yazmak için Nakkàş-ı Ezelî zerrâtı, kemâl-i hikmetle tahrîk edip kemâl-i intizamla tavzif etmiştir.

Evet, geçen senenin mahsulâtıyla şu senenin mahsulâtının mâhiyetleri bir hükmündedir. Fakat, maânîleri başka başkadır. Taayyünât-ı itibariyeyi değiştirmekle maânîleri değişir ve çoğalır. Taayyünât-ı itibariye ve teşahhusât-ı muvakkate, tebdil edildikleri ve zâhiren fânî oldukları hâlde; onların maânî-i cemîleleri muhâfaza olunup, sâbit ve bâkî kalır. Şu ağacın geçen bahardaki yaprak ve çiçek ve meyvelerinin rûhları olmadığından, şu bahardaki emsâlinin, hakikatçe aynılarıdır. Yalnız teşahhusât-ı itibariyede fark var. Fakat o itibarî teşahhuslar, her vakit tecelliyâtı tazelenmekte olan şuûnât-ı Esmâ-i İlâhiye’nin maânîlerini ifâde için şu bahardakiler, ayrı teşahhusâtla onların yerine geldiler.

##### Dördüncüsü

Dördüncüsü: Hadsiz âlem-i misâl gibi gayet geniş âlem-i melekût ve gayr-ı mahdûd sâir uhrevî âlemlere birer mahsulât veya tezyînât veya levâzımat gibi onlara münâsib şeyleri yetiştirmek için şu dar mezraa-i

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.