İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 58 / 765
58

Evet, bir şeyden herşeyi yapmak ve herşeyi bir tek şey yapmak, herşeyin Hàlık’ına hàs bir iştir. ﴾ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ ﴿ fermân-ı zîşanına dikkat et. Demek; Vâhid-i Ehad’i kabûl etmemek ile, mevcûdât adedince ilâhları kabûl etmek lâzım gelir.

İkinci İşaret

İKİNCİ İŞÂRET:

Hikâyede bir Yâver-i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki: “Kör olmayan herkes O’nun nişanlarını görmekle anlar ki, o Zât; Pâdişah’ın emriyle hareket eder ve O’nun hàs bendesidir.” İşte, o Yâver-i Ekrem, Resûl-i Ekrem’ dir (A.S.M.).

Evet, şöyle müzeyyen bir kâinâtın, öyle mukaddes bir Sâni'ine böyle bir Resûl-i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü, nasıl güneş, ziyâ vermeksizin mümkün değildir. Öyle de Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.

Hem hiç mümkün olur mu ki; nihâyet kemâlde olan bir cemâl; gösterici ve ta'rif edici bir vâsıta ile kendini göstermek istemesin!..

Hem mümkün olur mu ki; gayet cemâlde bir kemâl-i san'at, onun üzerine enzâr-ı dikkati celbeden bir dellâl vâsıtasıyla teşhîr istemesin!..

Hem hiç mümkün olur mu ki; bir Rubûbiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz'iyât tabakàtında vahdâniyet ve samedâniyetini, zülcenâheyn bir meb'ûs vâsıtasıyla ilânını istemesin! Yani o Zât, ubûdiyet-i külliye cihetiyle kesret tabakàtının Dergâh-ı İlâhiye elçisi olduğu gibi, kurbiyet ve risalet cihetiyle Dergâh-ı İlâhî’nin kesret tabakàtına memurudur.

Hem hiç mümkün olur mu ki; nihâyet derecede bir hüsn-ü Zâtî sâhibi, cemâlinin mehâsinini ve hüsnünün letâifini âyinelerde görmek ve göstermek istemesin! Yani, bir Habîb Resûl vâsıtasıyla ki; hem Habîb’dir; ubûdiyetiyle kendini O’na sevdirir, âyinedârlık eder. Hem Resûl’dür; O’nu mahlûkatına sevdirir. Cemâl-i esmâsını gösterir...

Hem hiç mümkün olur mu ki; acîb mu'cizelerle, garîb ve kıymetdâr şeylerle dolu hazineler sâhibi, sarraf bir ta'rif edici ve vassâf bir teşhîr edici vâsıtasıyla enzâr-ı halka arz ve başlarında izhâr etmekle, gizli kemâlâtını beyân etmek irâde etmesin ve istemesin!..

Hem mümkün olur mu ki; bu kâinâtı bütün esmâsının kemâlâtını ifâde eden masnûâtla tezyîn ederek seyir için garîb ve ince san'atlarla süslenilmiş bir saraya benzetsin de, rehber bir muallim ta'yin etmesin!..

Hem hiç mümkün olur mu ki; bu kâinâtın sâhibi, şu kâinâtın tahavvülâtındaki maksad ve gaye ne olacağını müş'ir tılsım-ı muğlakını,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.