tefrik ile, meselâ; topraktaki tohumların ve köklerin çok karışık olduğu hâlde hiç şaşırmayarak, bir sûrette sünbüllenmelerini ve vücûdlarını temyiz ve tefrik etmek ve ağaçlara giren karışık maddeleri yaprak ve çiçek ve meyvelere tefrik etmek ve hüceyrât-ı bedene karışık bir sûrette giden gıdâî maddeleri kemâl-i hikmetle ve kemâl-i mîzanla ayırıp tefrik etmek, yine o Hakîm-i Mutlak ve o Alîm-i Mutlak ve o Kadîr-i Mutlak’ın vücûb-u vücûdunu ve kemâl-i kudretini ve vahdetini gösterdiği gibi; zerreler âlemini hadsiz ve geniş bir tarla hükmüne getirip, her dakikada kemâl-i hikmetle ekip biçip, yeni yeni kâinâtlar mahsulâtını ondan almak ve o câmide, âcize, câhile olan zerrâta gayet şuûrkârâne ve gayet hakîmâne ve muktedirâne hadsiz muntazam vazifeleri gördürmek, yine o Kadîr-i Zülcelâl’in ve o Sâni'-i Zülkemâl’in vücûb-u vücûdunu ve kemâl-i kudretini ve Azamet-i Rubûbiyet’ini ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir.
İşte bu dört yol ile büyük bir pencere mârifetullâha açılır. Ve büyük bir mikyâsta bir Sâni'-i Hakîm’i akla gösterir.
Şimdi ey bedbaht gâfil! Şu hâlde O’nu görmek ve tanımak istemezsen; aklını çıkar at, hayvan ol, kurtul...
Sekizinci Pencere
Sekizinci Pencere
Nev'-i beşerdeki bütün ervâh-ı neyyire ashâbı olan Enbiyâ’lar (Aleyhimüsselâm), bâhir ve zâhir mu'cizâtlarına istinâd ederek ve bütün kulûb-u münevvere aktâbı olan evliyâlar, keşf ve kerâmetlerine i'timâd ederek ve bütün ukùl-ü nurâniye erbâbı olan asfiyâlar, tahkîkatlarına istinâd ederek, bir tek Vâhid-i Ehad, Vâcibü'l-Vücûd, Hàlık-ı Külli Şey’in vücûb-u vücûduna ve vahdetine ve kemâl-i Rubûbiyet’ine şehâdetleri, pek büyük ve nurânî bir penceredir. Hem her vakit o makam-ı Rubûbiyet’i göstermektedir.
Ey bîçâre münkir! Kime güveniyorsun ki, bunları dinlemiyorsun? Veyâhut gündüz içinde gözünü kapamakla, dünyayı gece mi oldu zannediyorsun?..
Dokuzuncu Pencere
Dokuzuncu Pencere
Kâinâttaki ibâdât-ı umumiye, bilbedâhe bir Ma'bûd-u Mutlak’ı gösteriyor. Evet, âlem-i ervâha ve bâtına giden ve rûhâni ve meleklerle görüşen zâtların şehâdetleriyle sâbit olan: Umum rûhâni ve melâikelerin kemâl-i imtisal ile ubûdiyetleri.. ve bilmüşâhede, bütün zîhayatların kemâl-i intizamla ubûdiyetkârâne vazifeler görmeleri.. ve bilmüşâhede, anâsır gibi
