İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 175 / 765
175

ediyorsunuz ki, ibâdından ve cünudundan öyleleri var ki; değil sizin gibi küçücük âciz mahlûkları, belki farz-ı muhâl olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer adüvv-ü kâfir olsaydınız arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları, ateşli demirleri, şuvazlı nühâsları size atabilirler, sizi dağıtırlar. Hem öyle bir kanunu kırıyorsunuz ki; o kanun ile öyleler bağlıdır; eğer lüzum olsa arzınızı yüzünüze çarpar. Gülleler gibi küreniz misillû yıldızları üstünüze yağdırabilirler!”

Evet, Kur'ân’da bazı mühim tahşidât vardır ki; düşmanların kuvvetli olduğundan ileri gelmiyor. Belki haşmetin izhârı ve düşman şenâatinin teşhîri gibi sebeblerden ileri geliyor. Hem bazen kemâl-i intizamı ve nihâyet adli ve gayet hilmi ve kuvvet-i hikmeti göstermek için, en büyük ve kuvvetli esbâbı, en küçük ve zaîf bir şeye karşı tahşid eder ve üstünde tutar, düşürtmez, tecâvüz ettirmez. Meselâ; şu âyete bak:

﴿ وَ اِنْ تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ مَوْلٰيهُ وَجِبْر۪يلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذٰلِكَ ظَه۪يرٌ ﴾

Ne kadar Nebî hakkına hürmet ve ne kadar ezvâcın hukukuna merhamet var. Şu mühim tahşidât, yalnız hürmet-i Nebî’nin azametini ve iki zaîfenin şekvâlarının ehemmiyetini ve haklarının riâyetini rahîmâne ifâde etmek içindir.

Yedinci Basamak

Yedinci Basamak: Melekler ve semekler gibi, yıldızların dahi gayet muhtelif efrâdları vardır. Bir kısmı nihâyet küçük, bir kısmı gayet büyüktür. Hattâ gökyüzünde her parlayana yıldız denilir. İşte bu yıldız cinsinden bir nev'i de nâzenîn semâ yüzünün murassa' zînetleri ve o ağacın münevver meyveleri ve o denizin müsebbih balıkları hükmünde, Fâtır-ı Zülcelâl, Sâni'-i Zülcemâl onları yaratmış ve meleklerine mesîreler, binekler, menziller yapmıştır. Ve yıldızların küçük bir nev'ini de, şeyâtînin recmine âlet etmiş. İşte bu recm-i şeyâtîn için atılan şahabların üç mânâsı olabilir:

Birincisi: Kanun-u mübâreze, en geniş dâirede dahi cereyan ettiğine remz ve alâmettir.

İkincisi: Semâvâtta hüşyâr nöbetdarlar, mutî' sekeneler var. Arzlı şerîrlerin ihtilâtından ve istimâ'larından hoşlanmayan cünûdullâh bulunduğuna ilân ve işârettir.

Üçüncüsü: Müzahrefât-ı arziyenin mümessilât-ı habîseleri olan câsus şeytanları, temiz ve temizlerin meskeni olan semâyı telvîs etmemek ve nüfûs-u habîse hesabına tecessüs ettirmemek için, edebsiz câsusları korkutmak için atılan mancınıklar ve işâret fişekleri misillû, o şeytanları

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.