İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 513 / 765
513

Mâdem acz, kudretin içine giremez; bilbedâhe, o kudret-i zâtiyede merâtib olamaz. Çünkü, herşeyin vücûd merâtibi, o şeyin zıdlarının tedâhülü iledir. Meselâ: Harâretteki merâtib, bürûdetin tahallülü iledir; hüsündeki derecât, kubhun tedâhülü iledir ve hâkezâ kıyâs et... Fakat, mümkinâtta, hakîki ve tabîi lüzum-u zâtî olmadığından, mümkinâtta zıtlar birbirine girebilmiş. Mertebeler tevellüd ederek ihtilâfât ile tağayyürât-ı âlem neş'et etmiştir. Mâdemki, Kudret-i Ezeliye’de merâtib olamaz. Öyle ise; makdûrat dahi, bizzarûre kudrete nisbeti bir olur. En büyük, en küçüğe müsâvî ve zerreler, yıldızlara emsâl olur. Bütün haşr-i beşer, bir tek nefsin ihyâsı gibi; bir baharın icâdı, bir tek çiçeğin sun'u gibi; o kudrete kolay gelir. Eğer esbâba isnâd edilse; o vakit bir tek çiçek, bir bahar kadar ağır olur.

Şu Söz’ün İkinci Makamının Dördüncü “Allâhuekber Mertebesi”nin âhir fıkrasının hâşiyesinde, hem Yirmiikinci Söz’de, hem Yirminci Mektûb’da ve Zeyli’nde isbât edilmiş ki; hilkat-i eşya, Vâhid-i Ehad’e verilse, bütün eşya, bir şey gibi kolay olur. Eğer esbâba verilse; bir şey, bütün eşya kadar külfetli, ağır olur.

#### İkinci Mesele

İKİNCİ MES'ELE Kİ: Kudret; melekûtiyet-i eşyaya taalluk eder. Evet, kâinâtın âyine gibi iki yüzü var. Biri, mülk ciheti ki: Âyinenin renkli yüzüne benzer. Diğeri, melekûtiyet ciheti ki: Âyinenin parlak yüzüne benzer. Mülk ciheti ise, zıdların cevelângâhıdır. Güzel, çirkin; hayır, şer; küçük, büyük; ağır, kolay gibi emirlerin mahall-i vürûdudur. İşte şunun içindir ki: Sâni'-i Zülcelâl, esbâb-ı zâhirîyi, tasarrufât-ı kudretine perde etmiştir. Tâ dest-i kudret, zâhir akla göre hasîs ve nâlâyık emirlerle bizzat mübâşereti görünmesin. Çünkü: Azamet ve izzet, öyle ister. Fakat o vesâit ve esbâba hakîki te'sir vermemiştir. Çünkü: Vahdet-i Ehadiyet öyle ister. Melekûtiyet ciheti ise, herşeyde parlaktır, temizdir. Teşahhusâtın renkleri, müzahrefâtları, ona karışmaz. O cihet, vâsıtasız kendi Hàlık’ına müteveccihtir. Onda terettüb-ü esbâb, teselsül-ü ilel yoktur. Ona; illiyet, ma'lûliyet giremez. Eğri-büğrüsü yoktur. Mâniler müdâhale edemezler. Zerre, Şems’e kardeş olur.

Elhâsıl: O kudret hem basittir, hem nâmütenâhîdir, hem zâtîdir. Mahall-i taalluk-u kudret ise, hem vâsıtasız, hem lekesiz, hem isyansızdır. Öyle ise; o kudretin dâiresinde, büyük, küçüğe karşı tekebbürü yok. Cemâat ferde karşı rüchânı olamaz. Küll, cüz'e nisbeten, kudrete karşı fazla nazlanamaz.

#### Üçüncü Mesele

ÜÇÜNCÜ MES'ELE Kİ: Kudret’in nisbeti, kanunîdir. Yani: Çoğa-aza, büyüğe-küçüğe bir bakar. Şu mes'ele-i gâmızayı, birkaç temsîl ile zihne takrib edeceğiz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.