İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 641 / 765
641

bütün cemâdâtın kemâl-i itâatle ubûdiyetkârâne hizmetleri.. bir Ma'bûd-u Bilhakk’ın vücûb-u vücûdunu ve vahdetini gösterdiği gibi; herbir tâifesi icmâ ve tevâtür kuvvetini taşıyan bütün âriflerin hakikatli mârifetleri.. bütün şâkirler tâifesinin semeredâr şükürleri.. ve bütün zâkirlerin feyizli zikirleri.. ve bütün hâmidlerin ni'met arttıran hamdleri.. ve bütün muvahhidlerin bürhânlı tevhidleri ve tavsifleri.. ve bütün muhiblerin hakîki muhabbet ve aşkları.. ve bütün mürîdlerin sâdık irâde ve rağbetleri.. ve bütün münîblerin ciddi taleb ve inâbeleri.. yine Mâruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmûd, Vâhid, Mahbûb, Merğûb, Maksûd olan o Ma'bûd-u Ezelî’nin vücûb-u vücûdunu ve kemâl-i Rubûbiyet’ini ve vahdetini gösterdiği gibi; kâmil insanlardaki bütün makbûl ibâdâtın ve o makbûl ibâdâtın neticesinden hâsıl olan füyûzât ve münâcât, müşâhedât ve keşfiyât, yine o Mevcûd-u Lemyezel ve o Ma'bûd-u Lâyezâl’in vücûb-u vücûdunu ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir.

İşte şu üç cihette ziyâdâr büyük bir pencere, Vahdâniyet’e açılır.

Onuncu Pencere

Onuncu Pencere

﴿ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِـه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ وَسَخَّرَلَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِهِ وَسَخَّرَلَكُمُ الْاَنْهَارَ ❀ وَسَخَّرَلَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَٓائِبَيْنِ وَسَخَّرَلَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّـهَارَ ❀ وَآتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَاَلْتُمُوهُ وَ اِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا ﴾

Şu kâinâttaki mevcûdâtın birbirine teâvünü, tecâvübü, tesânüdü gösterir ki: Umum mahlûkat, bir tek Mürebbî’nin terbiyesindedirler. Bir tek Müdebbir’in idaresindedirler. Bir tek Mutasarrıf’ın taht-ı tasarrufundadırlar. Bir tek Seyyid’in hizmetkârlarıdırlar. Çünkü; zemindeki zîhayatlara levâzımat-ı hayatiyeyi emr-i Rabbânî ile pişiren Güneş’ten ve takvimcilik eden Kamer’den tut, tâ ziyâ, hava, mâ, gıdânın zîhayatların imdâdına koşmalarına ve nebâtâtın dahi hayvanatın imdâdına koşmalarına ve hayvanat dahi insanların imdâdına koşmalarına; hattâ a'zâ-yı bedenin birbirinin muâvenetine koşmalarına ve hattâ gıdâ zerrâtının hüceyrât-ı bedeniyenin imdâdına koşmalarına kadar cârî olan bir düstur-u teâvün ile, câmid ve şuûrsuz olan o mevcûdât-ı müteâvine, bir kanun-u kerem, bir nâmus-u şefkat, bir düstur-u rahmet altında gayet hakîmâne, kerîmâne birbirine yardım etmek, birbirinin sadâ-yı hâcetine cevab vermek, birbirini takviye etmek,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.