İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 515 / 765
515

ve nüve-i imtisalidirler. Mümkinât mâhiyetlerinin mutlak kemâli, mutlak vücûddur. Hususî kemâli, isti'datlarını kuvveden fiile çıkaran ona mahsûs bir vücûddur. İşte bütün kâinâtın “Kün!” emrine itâati, bir tek nefer hükmünde olan bir zerrenin itâati gibidir. İrâde-i Ezeliye’den gelen “Kün” emr-i ezelîsine mümkinâtın itâati ve imtisalinde yine irâdenin tecellîsi olan meyil ve ihtiyaç ve şevk ve incizab; birden, beraber mündemicdir. Latîf su, nâzik bir meyille incimâd emrini aldığı vakit demiri parçalaması, itâat sırrının kuvvetini gösterir.

Şu altı temsîl, hem nâkıs, hem mütenâhî, hem zaîf, hem te'sir-i hakîkisi yok olan mümkinât kuvvetinde ve fiilinde bilmüşâhede görünse; elbette hem gayr-ı mütenâhî, hem ezelî, hem ebedî, hem bütün kâinâtı adem-i sırftan icâd eden ve bütün ukùlü hayrette bırakan hem âsâr-ı azametiyle tecellî eden Kudret-i Ezeliye’ye nisbeten şübhesiz herşey müsâvîdir. Hiçbir şey O’na ağır gelmez. Gaflet olunmaya! Şu altı sırrın küçük mîzanlarıyla o kudret tartılmaz ve münâsebete giremez. Yalnız fehme takrib ve istib'âdı izâle için zikredilir.

#### Hülasa

ÜÇÜNCÜ ESÂSIN NETİCE VE HÜLÂSASI: Mâdem Kudret-i Ezeliye, gayr-ı mütenâhîdir. Hem, Zât-ı Akdes’e lâzime-i zarûriyedir. Hem, herşeyin lekesiz, perdesiz melekûtiyet ciheti, O’na müteveccihtir, hem O’na mukâbildir. Hem, tesâvi-i tarafeynden ibaret olan imkân itibariyle muvâzenettedir. Hem, şerîat-ı fıtriye-i kübrâ olan nizâm-ı fıtrata ve kavânîn-i âdetullâha mutî'dir. Hem, mânilerden ve ayrı ayrı hususiyetlerden melekûtiyet ciheti, mücerred ve sâfîdir... Elbette en büyük şey, en küçük şey gibi, o kudrete ziyâde nazlanmaz, mukâvemet etmez. Öyle ise; haşirde bütün zevi'l-ervâhın ihyâsı, bir sineğin baharda ihyâsından daha ziyâde kudrete ağır olmaz. Öyle ise ﴾ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ﴿ fermânı, mübâlağasızdır, doğrudur, haktır. Öyle ise; müddeâmız olan “Fâil muktedirdir. O cihette hiçbir mâni yoktur.” Kat'î bir sûrette tahakkuk etti.

Dördüncü Esâs

Dördüncü Esâs

Nasıl, kıyâmet ve haşre muktazî var ve haşri getirecek Fâil dahi muktedirdir; öyle de, şu dünyanın, kıyâmet ve haşre kàbiliyeti vardır. İşte “Şu mahal kàbildir.” olan müddeâmızda dört mes'ele vardır.

Birincisi: Şu âlem-i dünyanın imkân-ı mevtidir.

İkincisi: O mevtin vukû'udur.

Üçüncüsü: O harâb olmuş, ölmüş dünyanın, âhiret sûretinde tamir ve dirilmesinin imkânıdır.

Dördüncüsü: O mümkün olan tamir ve ihyânın vukû' bulmasıdır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.