İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 594 / 765
594

ukde-i hayatı ve merkez-i tasarrufu olan emrî kanunlar ve irâdî cilveler, nurâniyet sırrıyla, bir yerde iken ve bir tek müşahhas cüz'î oldukları hâlde, pekçok yerlerde ve pekçok işlerde bilmüşâhede bulunabilirler ve madde ile mukayyed bir cüz'î oldukları hâlde, mutlak bir küllî hükmünü alırlar ve bir ânda bir cüz'-i ihtiyarî ile pekçok muhtelif işleri bilmüşâhede kesbederler... Sen de görüyorsun ve inkâr edemezsin.

Acaba; maddeden mücerred ve muallâ.. hem kaydın tahdidinden ve kesâfetin zulmetinden münezzeh ve müberrâ.. hem şu umum envâr ve şu bütün nurâniyât, O’nun envâr-ı kudsiye-i Esmâiye’sinin kesif bir gölgesi ve zılâli.. hem umum vücûd ve bütün hayat ve âlem-i ervâh ve âlem-i berzah ve âlem-i misâl, nîm-şeffâf birer âyine-i cemâli.. hem sıfâtı muhîta ve şuûnâtı külliye olan bir tek Zât-ı Akdes’in irâde-i külliye ve kudret-i mutlaka ve ilm-i muhît ile zâhir olan tecellî-i sıfâtı ve cilve-i ef'âli içindeki teveccüh-ü Ehadiyet’inden hangi şey saklanabilir! Hangi iş O’na ağır gelebilir! Hangi yer O’ndan gizlenebilir! Hangi ferd O’ndan uzak kalabilir! Hangi şahıs, külliyet kesbetmeden O’na yanaşabilir! Hiç eşya O’ndan gizlenebilir mi! Hiçbir iş, bir işe mâni olur mu! Hiçbir yer, O’nun huzurundan hàlî kalır mı! İbn-i Abbâs Radıyallahu Anh’ın dediği gibi “Herbir mevcûda bakar birer manevî basarı ve işitir birer manevî sem'i” bulunmaz mı! Silsile-i eşya, O’nun evâmir ve kanunlarının sür'atle cereyanlarına birer tel, birer damar hükmüne geçmez mi! Mevâni' ve avâik, O’nun tasarrufuna vesâil ve vesâit olamaz mı! Esbâb ve vesâit, sırf zâhirî bir perde olamaz mı! Hiçbir yerde bulunmadığı hâlde, her yerde bulunmaz mı! Hiç tahayyüz ve temekküne muhtaç olur mu! Hiç uzaklık ve küçüklük ve tabakàt-ı vücûdun perdeleri, O’nun kurbiyetine ve tasarrufuna ve şühûduna mâni olabilir mi! Hem, hiç maddîlerin, mümkinlerin, kesiflerin, kesîrlerin, mukayyedlerin, mahdûdların hàssaları ve maddenin ve imkânın ve kesâfetin ve kesretin ve takayyüdün ve mahdûdiyetin mahsûs ve münhasır lâzımları olan tağayyür, tebeddül, tahayyüz ve tecezzî gibi emirler, maddeden mücerred ve Vâcibü'l-Vücûd ve Nuru'l-Envâr ve Vâhid-i Ehad ve kuyûddan münezzeh ve huduttan müberrâ ve kusurdan mukaddes ve noksandan muallâ bir Zât-ı Akdes’e lâhik olabilir mi! Acz, hiç O’na yakışır mı! Kusur, hiç O’nun dâmen-i izzetine yanaşır mı!..

#### İkinci Maksadın Hâtimesi

İKİNCİ MAKSADIN HÂTİMESİ

Bir zaman Ehadiyet’e dair bir tefekkürde bulunduğum zaman, odamın yanındaki çınar ağacının meyvelerine baktım: Arabiyyü'l-ibare bir silsile-i tefekkür kalbe geldi. Nasıl gelmiş ise, öyle Arabî olarak yazıp, sonra kısa bir meâlini söyleyeceğim. İşte:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.