İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 46 / 765
46

Fakat, o sersem inâd edip dedi: “Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhibsizdir. Herkes istediği gibi tasarruf edebilir. Bu güzel şeylerden istifadeyi men'edecek hiçbir sebeb görmüyorum. Gözümle görmezsem inanmayacağım.” dedi. Hem feylesofâne çok safsatiyâtı söyledi. İkisi arasında ciddi bir münâzara başladı.

Evvelâ o sersem dedi: “Pâdişah kimdir? Tanımam..”

Sonra arkadaşı ona cevaben: “Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sâhibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki; nihâyet derecede muntazam şu memleket Hâkim’siz olur? Ve bu kadar çok servet ki, her saatte bir şimendifer (Hâşiye) [^1] gâibden gelir gibi kıymetdâr, musanna' mallarla dolu gelir. Burada dökülüyor gidiyor. Nasıl sâhibsiz olur? Ve her yerde görünen ilânnâmeler ve beyânnâmeler ve her mal üstünde görünen tuğrâ ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? Sen anlaşılıyor ki, bir parça firengî okumuşsun. Bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun. Hem de bilenden sormuyorsun. İşte gel, en büyük fermânı sana okuyacağım.”

[^1]:(Hâşiye) Seneye işârettir. Evet bahar; mahzen-i erzâk bir vagondur. Gâibden gelir.

O sersem döndü, dedi: “Haydi Pâdişah var; fakat benim cüz'î istifadem Ona ne zarar verebilir. Hazinesinden ne noksan eder? Hem burada hapis mapis yoktur; ceza görünmüyor.”

Arkadaşı ona cevaben dedi: “Yâhû, şu görünen memleket bir manevra meydânıdır. Hem sanâyi-i garîbe-i sultaniyenin meşheridir. Hem muvakkat, temelsiz misâfirhâneleridir. Görmüyor musun ki, her gün bir kafile gelir, biri gider, kaybolur. Dâima dolar boşanır. Bir zaman sonra şu memleket tebdil edilecek. Bu ahâli başka ve dâimî bir memlekete nakledilecek. Orada herkes hizmetine mukâbil ya ceza, ya mükâfât görecek.” dedi.

Yine o hâin sersem, temerrüd edip: “İnanmam. Hiç mümkün müdür ki, bu memleket harâb edilsin. Başka bir memlekete göç etsin.” dedi.

Bunun üzerine emin arkadaşı dedi: “Mâdem bu derece inâd ve temerrüd edersin. Gel, had ve hesabı olmayan delâil içinde “Oniki Sûret” ile sana göstereceğim ki: Bir Mahkeme-i Kübrâ var, bir dâr-ı mükâfât ve ihsân ve bir dâr-ı mücâzât ve zindân var ve bu memleket her gün bir derece boşandığı gibi, bir gün gelir ki, bütün bütün boşanıp harâb edilecek.”

Birinci Suret

BİRİNCİ SÛRET:

Hiç mümkün müdür ki; bir saltanat, bâhusus böyle muhteşem bir saltanat, hüsn-ü hizmet eden mutî'lere mükâfâtı ve isyan edenlere mücâzâtı bulunmasın. Burada yok hükmündedir.

Demek başka yerde bir Mahkeme-i Kübrâ vardır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.