İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 228 / 765
228

inkişafı vardır. Tohumlar gibi neşv ü nemâsız kalan birçok isti'dat çekirdekleri, zâhirî çirkin görünen hâdiseler yüzünden sünbüllenip güzelleşir. Güyâ umum inkılâblar ve küllî tahavvüller, birer manevî yağmurdur.

Fakat insan, hem zâhir-perest, hem hodgâm olduğundan zâhire bakıp çirkinlikle hükmeder. Hodgâmlık cihetiyle yalnız kendine bakan netice ile muhâkeme ederek şer olduğuna hükmeder. Hâlbuki; eşyanın insana ait gayesi bir ise, Sâni'inin esmâsına ait binlerdir. Meselâ: Kudret-i Fâtıra’nın büyük mu'cizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları muzır, mânâsız telâkki eder. Hâlbuki onlar, otların ve ağaçların mücehhez kahramanlarıdırlar. Meselâ; atmaca kuşu, serçelere taslîti, zâhiren rahmete uygun gelmez. Hâlbuki serçe kuşunun isti'dâdı, o taslît ile inkişaf eder. Meselâ; “kar”ı, pek bâridane ve tatsız telâkki ederler. Hâlbuki o bârid, tatsız perdesi altında o kadar harâretli gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, ta'rif edilmez. Hem insan hodgâmlık ve zâhir-perestliğiyle beraber, herşeyi kendine bakan yüzüyle muhâkeme ettiğinden pek çok mahz-ı edebî olan şeyleri, hilâf-ı edeb zanneder. Meselâ; âlet-i tenâsül-i insan, insan nazarında bahsi, hacâlet-âverdir. Fakat şu perde-i hacâlet, insana bakan yüzdedir. Yoksa hilkate, san'ata ve gâyât-ı fıtrata bakan yüzler, öyle perdelerdir ki, hikmet nazarıyla bakılsa; ayn-ı edebdir, hacâlet ona hiç temâs etmez.

İşte menba'-ı edeb olan Kur'ân-ı Hakîm’in bazı tâbiratı, bu yüzler ve perdelere göredir. Nasıl ki, bize görünen çirkin mahlûkların ve hâdiselerin zâhirî yüzleri altında gayet güzel ve hikmetli san'at ve hilkatine bakan güzel yüzler var ki, Sâni'ine bakar ve çok güzel perdeler var ki, hikmetleri saklar ve pek çok zâhirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitabet-i kudsiyedir...

Üçüncü Nokta

ÜÇÜNCÜ NOKTA:

﴿ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ ﴾

Mâdem kâinâtta hüsn-ü san'at, bilmüşâhede vardır ve kat'îdir; elbette Risalet-i Ahmediye (A.S.M.), şühûd derecesinde bir kat'iyyetle sübûtu lâzım gelir. Zîra; şu güzel masnûâttaki hüsn-ü san'at ve zînet-i sûret gösteriyor ki; onların san'atkârında ehemmiyetli bir irâde-i tahsin ve kuvvetli bir taleb-i tezyîn vardır ve şu irâde ve taleb ise; o Sâni'de, ulvî bir muhabbet ve masnû'larında izhâr ettiği kemâlât-ı san'atına karşı kudsî bir rağbet var olduğunu gösteriyor. Ve şu muhabbet ve rağbet ise; masnûât içinde en münevver ve mükemmel ferd olan insana daha ziyâde müteveccih olup temerküz etmek ister. İnsan ise, şecere-i hilkatin zîşuûr meyvesidir. Meyve ise; en cem'iyetli ve en uzak ve en ziyâde nazarı âmm ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.