26. Kudretin Âyineleri Çoktur
Kudretin Âyineleri Çoktur
Kudret-i Zülcelâl’in pekçoktur mir'âtleri. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf pencereler açıyor bir âlem-i misâle.
Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misâle, misâlden tâ ervâha, ervâhtan tâ zamana, zamandan tâ hayâle,
Hayâlden fikre kadar muhtelif âyineler, dâima temsîl eder şuûnât-ı seyyâle.
Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vâhide, olur milyon kelimât!
Acîb istinsah eder o kudretin kalemi, şu sırr-ı tenâsülât... ∗∗∗
27. Temessülün Aksâmı Muhtelifedir
Temessülün Aksâmı Muhtelifedir
Âyinede temessül, münkasım dört sûrete: Ya yalnız hüviyet, ya beraber hâsiyet; ya hüviyet hem şu'le-i mâhiyet, ya mâhiyet, hüviyet.
Eğer misâl istersen, işte insan ve hem şems, melek ve hem kelime. Kesifin timsâlleri, âyinede oluyor birer müteharrik meyyit.
Bir rûh-u nurânînin, kendi mir'âtlerinde timsâlleri oluyor birer hayy-ı murtabıt; aynı olmazsa eğer, gayrı dahi olmayıp,
Birer nur-u münbasit. Ger şems hayevân olaydı; olur harâreti hayatı, ziyâ onun şuûru; şu havâsa mâliktir âyinede timsâli.
İşte budur şu esrârın miftâhı: Cebrâil hem Sidre’de, hem sûret-i Dihye’de, meclis-i Nebevî’de,
Hem kim bilir kaç yerde!.. Azrâil’in bir ânda Allah bilir kaç yerde, rûhları kabzediyor. Peygamber’in bir ânda,
Hem keşf-i evliyâda, hem sâdık rüyalarda ümmetine görünür, hem Haşir’de umum ile şefâatle görüşür.
Velîlerin ebdâli, çok yerlerde bir ânda zuhûr eder, görünür. ∗∗∗
28. Müstaîd, Müçtehid Olabilir, Müşerri' Olamaz
Müstaîd, Müçtehid Olabilir, Müşerri' Olamaz
İctihâdın şartını hâiz olan her müstaîd, ediyor nefsi için, nass olmayanda ictihâd; ona lâzım, gayra ilzam edemez.
Ümmeti dâvetle teşri' edemez. Fehmi şerîattan olur, lâkin şerîat olamaz. Müçtehid olabilir, fakat müşerri' olamaz.
İcmâ ile cumhûrdur, sikke-i şer'i görür. Bir fikre dâvet etmek, zann-ı kabûl-ü cumhûr, şart-ı evvel oluyor.
Yoksa, dâvet bid'attır, reddedilir. Ağzına tıkılır, onda daha çıkamaz... ∗∗∗
