İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 404 / 765
404

öyle bir sühûlet-i beyânı, bir cezâlet-i nizâmı, bir vuzûh-u ifhâmı var ki; güyâ muhâtabı bir sınıftır. Hattâ herbir sınıf zanneder ki, bil'asâle muhâtab yalnız kendisidir. Hem Kur'ân, mütefâvit, mütederric irşadî bazı gayelere îsâl ve hidayet etmek için nâzil olduğu hâlde, öyle bir kemâl-i istikamet, öyle bir dikkat-i muvâzenet, öyle bir hüsn-ü intizam vardır ki; güyâ maksad birdir. İşte bu esbâblar, müşevveşiyetin esbâbı iken, Kur'ân’ın i'câz-ı beyânında, selâset ve tenâsübünde istihdam edilmişlerdir.

Evet, kalbi sakamsız, aklı müstakîm, vicdânı marazsız, zevki selîm her adam, Kur'ân’ın beyânında güzel bir selâset, ra'nâ bir tenâsüb, hoş bir âhenk, yektâ bir fesâhat görür. Hem, basîresinde selîm bir gözü olan görür ki, Kur'ân’da öyle bir göz vardır ki, o göz bütün kâinâtı zâhir ve bâtını ile vâzıh, göz önünde bir sahife gibi görür, istediği gibi çevirir, istediği bir tarzda o sahifenin mânâlarını söyler. Şu Birinci Nur’un hakikatini misâller ile tavzih etsek, birkaç mücelled lâzım. Öyle ise, sâir risale-i arabiyemde ve “İşârâtü'l-İ'câz” da ve şu yirmibeş aded Söz’lerde şu hakikatin isbâtına dair olan izâhatla iktifâ edip misâl olarak mecmû-u Kur'ân’ı birden gösteriyorum.

İkinci Nur

İkinci Nur’u: Kur'ân-ı Hakîm’in, âyetlerinin hâtimelerinde gösterdiği fezlekeler ve Esmâ-i Hüsnâ cihetindeki üslûb-u bedî'sinde olan meziyet-i i'câziyeye dairdir.

İHTAR: Şu ikinci Nur’da çok âyetler gelecektir. O âyetler, yalnız İkinci Nur’un misâlleri değil, belki geçmiş mesâil ve şuâların misâlleri dahi olurlar. Bunları hakkıyla izâh etmek çok uzun gelir. Şimdilik ihtisar ve icmâle mecburum. Onun için gayet muhtasar bir tarzda şu sırr-ı azîm-i i'câzın misâllerinden olan âyetlere birer işâret edip tafsilâtını başka vakte ta'lik ettik.

İşte Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, âyetlerin hâtimelerinde gâliben bazı fezlekeleri zikreder ki, o fezlekeler, ya Esmâ-i Hüsnâ’yı veya mânâlarını tazammun ediyor veyâhut aklı tefekküre sevketmek için akla havâle eder veyâhut makàsıd-ı Kur'âniye’den bir kaide-i külliyeyi tazammun eder ki, âyetin te'kid ve te'yidi için fezlekeler yapar. İşte o fezlekelerde Kur'ân’ın hikmet-i ulviyesinden bazı işârât ve hidayet-i İlâhiye’nin âb-ı hayatından bazı reşâşât, i'câz-ı Kur'ân’ın berklerinden bazı şerârât vardır. Şimdi pek çok o işârâttan yalnız on tanesini icmâlen zikrederiz. Hem, pek çok misâllerinden birer misâl ve herbir misâlin pek çok hakàikından yalnız herbirinde bir hakikatin meâl-i icmâlîsine işâret ederiz. Bu on işâretin ekserîsi, ekser âyetlerde müctemian beraber bulunup hakîki bir nakş-ı i'câzî teşkil ederler. Hem, misâl olarak getirdiğimiz âyetlerin ekserîsi, ekser işârâta misâldir. Biz yalnız her âyetten bir işâret göstereceğiz. Misâl getireceğimiz âyetlerden eski Söz’lerde bahsi geçenlerin yalnız meâline bir hafif işâret ederiz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.