İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 161 / 765
161

Beşincisi

Beşincisi:

﴿ وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ وَالْاَرْضُ جَم۪يعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَم۪ينِـه۪ ﴾

den tut, tâ ﴾ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِـه۪ ﴿ ye kadar... hem

﴾ اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ وَك۪يلٌ ﴿ den tut, tâ

﴾ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ﴿ e kadar... hem

﴾ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ﴿ dan tut tâ

﴾ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ﴿ e kadar... hem

﴾ مَا شَٓاءَ اللّٰهُ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ ﴿ den tut, tâ ﴾ وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ ﴿ ya kadar hudud-u Azamet-i Rubûbiyet’i ve Kibriyâ-i Ulûhiyet’i tutmuş olan Ezel, Ebed Sultan’ı, şu âciz ve nihâyetsiz zaîf ve nihâyetsiz fakir ve nihâyetsiz muhtaç ve yalnız cüz'î bir ihtiyar ile, icâda kàbiliyeti olmayan zaîf bir kisb ile mücehhez Benî Âdem’e karşı şedîd şikâyât-ı Kur'âniye’si ve azîm tehdidâtı ve müdhiş vaîdleri ne hikmete binâendir ve ne vecihle tevfik edilir; ne sûretle münâsib düşer? demek olan derin ve yüksek hakikate kanâat getirmek için şu gelecek iki temsîle bak:

Birinci Temsîl: Meselâ; şâhâne bir bağ var ki, nihâyetsiz meyvedâr ve çiçekdâr masnû'lar içinde bulunuyorlar. Ona nezâret etmek için pek çok hademeler ta'yin edilmiş. Bir hizmetkârın vazifesi dahi, yalnız o bağa yayılacak ve içilecek suyun mecrâsındaki deliğin kapağını açmaktır. Ve şu hizmetkâr ise, tenbellik etti, deliğin kapağını açmadı. O bağın tekemmülüne halel geldi veyâhut kurudu. O vakit Hàlık’ın san'at-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret-i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet-i bendegânesinden başka bütün hademelerin, o sersemden şekvâya hakları vardır. Zîra, hizmetlerini akîm bıraktı veya zarar verdi.

İkinci Temsîl: Meselâ; cesîm bir sefîne-i Sultaniye’de, âdi bir adam cüz'î vazifesini terketmesiyle, bütün gemideki vazifedârların netâic-i hidemâtına halel getirdiğinden ve bazı da mahvettiğinden, bütün o vazifedârlar nâmına gemi sâhibi ondan şedîd şikâyet eder. Kusur sâhibi ise, diyemez ki: “Ben bir âdi adamım, ehemmiyetsiz ihmalimden şu şiddete

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.