İkinci Makam
Onüçüncü Sözün İkinci Makamı
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
[Câzibedâr bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhâveredir.]
Bir kısım gençler tarafından, şimdiki aldatıcı ve câzibedâr lehviyât ve hevesâtın hücumları karşısında “Âhiretimizi ne sûretle kurtaracağız?” diye Risale-i Nur’dan medet istediler. Ben de Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi nâmına onlara dedim ki:
Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Herkes ister istemez oraya girecek.Ve oraya girmek için de, üç tarzda “Üç Yol”dan başka yol yok.
Birinci Yol: O kabir, ehl-i îmân için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.
İkinci Yol: Âhiret’i tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve i'tikàd ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muâmele görecek.
Üçüncü Yol: Âhiret’e inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için bir i'dâm-ı ebedî kapısı. Yani; hem kendisini, hem bütün sevdiklerini i'dâm edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek. Bu iki şık bedîhîdir, delil istemiyor; göz ile görünür.
Mâdem ecel gizlidir. Her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Ve genç-ihtiyar farkı yoktur. Elbette dâima gözü önünde, öyle büyük dehşetli bir mes'ele karşısında bîçâre insan; o i'dâm-ı ebedî, o dipsiz, nihâyetsiz haps-i münferitten kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkîye, bir saâdet-i ebediyeye ve âlem-i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi, o insanın dünya kadar büyük bir mes'elesidir.
Bu kat'î hakikat, bu üç yol ile bulunduğunda ve bu üç yolun da mezkûr üç hakikat ile olacağını ihbar eden yüzyirmidört bin muhbir-i sâdık, ellerinde nişane-i tasdik olan mu'cizeler bulunan enbiyâlar ve o enbiyâların haber verdikleri aynı haberleri, keşf ve zevk ve şühûd ile tasdik eden
