İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 135 / 765
135

Demek oluyor ki; beyânât-ı Kur'âniye, beşerin ilm-i cüz'isine, bâhusus bir ümmînin ilmine müstenid olamaz. Belki bir ilm-i muhîta istinâd ediyor ve cemî' eşyayı birden görebilir, ezel, ebed ortasında bütün hakàikı bir ânda müşâhede eder bir Zât’ın kelâmıdır.

﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا ﴿ bu hakikate işâret eder.

اَللّٰهُمَّ يَا مُنَزِّلَ الْقُرْآنِ بِحَقِّ الْقُرْآنِ وَبِحَقِّ مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ نَوِّرْ قُلُوبَنَا وَقُبُورَنَا بِنُورِ الْاِيمَانِ وَالْقُرْآنِ آمِينَ يَا مُسْتَعَانُ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.