Her müslim kendi meslek, mezhebine demeli: “İşte bu haktır; başkasına ilişmem; başkaları güzelse, benim en güzelidir.”
Dememeli: “Budur hak, başkaları battaldır. Ya yalnız benimkidir güzeli; başkaları yanlıştır, hem çirkindir.”
Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor, sonra maraz oluyor, nizâ' ondan çıkıyor. Derd ile dermanlar,
Taaddüdü hak olur, hak da taaddüd eder. Hâcât ve ağdiyenin tenevvü'ü hak olur, hak da tenevvü' eder.
İsti'dâd, terbiyeler tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.
İki mîzâca göre.. mesâil-i fer'îde hakikat sâbit değil, izafî ve mürekkeb. Mükellefîn mîzâclar,
Ona bir hisse verip ona göre ederek tahakkuk ve terekküb, her mezhebin sâhibi mühmel mutlak hükmeder.
Mezhebinin hududu ta'yinini bırakır temâyül-ü mîzâca; taassub-u mezhebî ta'mîme sebeb olur.
Ta'mîmin iltizamı sebeb olur nizâ'a. İslâmiyet’ten evvel tabakàt-ı beşerde derin uçurumlar...
Hem tebâüd-ü acîbi istedi bir vakitte taaddüd-ü Enbiyâ, tenevvü'-ü şerâyi', müteaddid mezhebler.
Beşerde bir inkılâb İslâmiyet yaptırdı, beşer tekàrüb etti, Şer' etti ittihâd, vâhid oldu Peygamber.
Seviye bir olmadı, mezheb taaddüd etti. Terbiye-i vâhide kâfî geldiği zaman ittihâd eder mezhebler... ∗∗∗
60. İcâd ve Cem'-i Ezdâdda Büyük Bir Hikmet Var Kudret Elinde Şems ve Zerre Birdir
İcâd ve Cem'-i Ezdâdda Büyük Bir Hikmet Var Kudret Elinde Şems ve Zerre Birdir
Ey birader-i kalb-i hüşyâr! Ezdâdın cem'indendir tecellî-i iktidar; lezzet içinde elem, hayrın içinde şerri,
Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, ni'met içinde nıkmet, nurun içinde nârı bilir misin ki sırrı?
Hakàik-ı nisbiye, sübût takarrür etsin, bir şeyde çok şey olsun, bulsun vücûd; görünsün. Sür'at-i hareketle bir nokta bir hat olur.
Çevirmenin sür'ati yapar bir lem'a-i nur, dâire-i nurânî. Hakàik-ı nisbiye vazifesi dünyada taneler sünbül olur.
