İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 74 / 765
74

gelmesine yer hazırlamaktır ve ihzarâttır. Hem zîşuûra vazifesini unutturan gafletten ve şükrünü unutturan sarhoşluktan îkazât-ı Sübhâniye’dir.

Sekizinci Esas

Sekizinci Esâs: Hem anlarsın ki; şu fânî âlemin sermedî Sâni'i için başka ve bâkî bir âlemi var ki, ibâdını oraya sevk ve ona teşvik eder.

Dokuzuncu Esas

Dokuzuncu Esâs: Hem anlarsın ki; öyle bir Rahmân, öyle bir âlemde, öyle hàs ibâdına, öyle ikramlar edecek.. ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne kalb-i beşere hutûr etmiştir. Âmennâ...

Yedinci Hakikat

YEDİNCİ HAKİKAT:

Bâb-ı Hıfz ve Hafîziyet olup, İsm-i Hafîz ve Rakìb’in cilvesidir.

Hiç mümkün müdür ki; gökte, yerde, karada, denizde; yaş-kuru, küçük-büyük, âdi-àlî herşeyi, kemâl-i intizam ve mîzan içinde muhâfaza edip, bir türlü muhâsebe içinde neticelerini eleyen bir Hafîziyet; insan gibi büyük bir fıtratta, hilâfet-i kübrâ gibi bir rütbede, emânet-i kübrâ gibi büyük vazifesi olan beşerin, Rubûbiyet-i âmmeye temâs eden amelleri ve fiilleri muhâfaza edilmesin! Muhâsebe eleğinden geçirilmesin! Adâlet terâzisinde tartılmasın! Şâyeste ceza ve mükâfât çekmesin! Hayır, asla!..

Evet, şu kâinâtı idare eden Zât, herşeyi nizâm ve mîzan içinde muhâfaza ediyor. Nizâm ve mîzan ise; ilim ile hikmet ve irâde ile kudretin tezâhürüdür. Çünkü görüyoruz, her masnû'; vücûdunda, gayet muntazam ve mevzûn yaratılıyor. Hem, hayatı müddetince değiştirdiği sûretler dahi, birer intizamlı olduğu hâlde, hey'et-i mecmuası da bir intizam tahtındadır.

Zîra görüyoruz ki: Vazifesinin bitmesiyle ömrüne nihâyet verilen ve şu âlem-i şehâdetten göçüp giden herşeyin; Hafîz-i Zülcelâl, birçok sûretlerini elvâh-ı mahfûza hükmünde olan (Hâşiye) [^20] hâfızalarda ve bir türlü misâlî âyinelerde hıfzedip, ekser tarihçe-i hayatını çekirdeğinde, neticesinde nakşedip yazıyor. Zâhir ve bâtın âyinelerde ibkà ediyor... Meselâ; beşerin hâfızası, ağacın meyvesi, meyvenin çekirdeği, çiçeğin tohumu, kanun-u Hafîziyet’in azamet-i ihâtasını gösteriyor.

[^20]:(Hâşiye) Yedinci Sûretin Hâşiyesi'ne bak.

Görmüyor musun ki; koca baharın hep çiçekli, meyveli bütün mevcûdâtı ve bunların kendilerine göre bütün sahâif-i a'mâli ve teşkilâtının kanunları ve sûretlerinin timsâlleri, mahdûd bir mikdar tohumcuklar içlerinde yazarak, muhâfaza ediliyor. İkinci bir baharda, onlara göre bir muhâsebe içinde sahife-i amellerini neşredip, kemâl-i intizam ve hikmet ile koca diğer bir bahar âlemini meydâna getirmekle; Hafîziyet’in ne derece kuvvetli ihâta ile cereyan ettiğini gösteriyor.

Acaba; geçici, âdi, bekàsız, ehemmiyetsiz şeylerde böyle muhâfaza edilirse, âlem-i gaybda, âlem-i âhirette, âlem-i ervâhta, Rubûbiyet-i âmmede

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.