Şişer de dehşetlenir. Eğer merak da etsen, bir iken ikileşir. Kalbde olan misâli, döner hakikat olur;
Hakikatten ders alır. Sonra döner, başlıyor, kalbini tokatlıyor... ∗∗∗
69. Büyük Görünme Küçülürsün
Büyük Görünme Küçülürsün
Ey enesi çifteli, kafası da kibirli! Şu mîzanı bilmeli: Her adam için elbet cem'iyet-i beşerde, ictimâî binada,
Görmek-görünmek için şu mertebe denilen bir penceresi var. Ger pencere kàmet-i kıymetinden yüksekse, tekebbürle tetâvül edecek,
Uzanacak. Ger pencere, kàmet-i himmetinden alçaksa, tevâzu'la tekavvüs edecek, eğilecek.
Kâmillerde, büyüklük mikyâsıdır küçüklük. Nâkıslarda, küçüklük mîzanıdır büyüklük... ∗∗∗
70. Hasletlerin Yerleri Değişse, Mâhiyetleri Değişir
Hasletlerin Yerleri Değişse, Mâhiyetleri Değişir
Bir haslet.. yer ayrı, sîmâ bir. Kâh dev, kâh melek, kâh sâlih, kâh tâlih; misâli şunlardır:
Zaîfin kavîye karşı izzet-i nefsi sayılan bir sıfat, ger olursa kavîde tekebbür ve gururdur.
Kavînin bir zaîfe karşı da tevâzu'u sayılan bir sıfatı, ger olursa zaîfte, tezellül ve riyâdır.
Bir ulü'l-emir, makamında olursa ciddiyeti, vakardır; mahviyeti, zillettir.
Hânesinde bulunsa mahviyeti tevâzu', ciddiyeti kibirdir.
Mütekellim-i vahde olsa eğer bir zâtta, müsâmaha; hamiyet. Fedâkârlık; bir haslet, bir amel-i sâlihtir.
Mütekellim-i maa'l-gayr olsa eğer o zâtta, müsâmaha; hıyânet. Fedâkârlık; bir sıfat, bir amel-i tâlihtir.
Tertib-i mebâdîde tevekkül, tenbelliktir. Terettüb-ü netice noktasındaki tefvîz, tevekkül-ü Şer'î’dir.
Semere-i sa'yine, kısmetine rızâ ise, memdûh bir kanâattir, meyl-i sa'ye kuvvettir.
Mevcûd mala iktifâ, merğûb kanâat değil; belki dûn-himmetliktir. Misâller daha çoktur.
