Bazen iki Şerîat evâmiri, bir şeyde beraber müctemîdir. Herbirine bir cihet.. demek tekvînî emre itâat, ki bir haktır.
İtâat gâlib olur, o emrin isyanına ki bir tavr-ı bâtıldır. Bir bâtıla vesile olmuş olursa bir hak, vaktâ ki gâlib olsa
Bir bâtıla ki, olmuş o da vesile-i hak. Bilvâsıta bir hakkın bir bâtıla mağlûbdur; fakat bizzat değildir.
Demek “El-Hakku ya'lû” bizzat demektir. Hem âkıbet muraddır, kayd-ı haysiyet maksûddur. Dördüncü nokta şudur:
Bir hak bilkuvve kalmış, yâhut kuvvetsiz kalmış, ya mahlûttur, hem mahşûş. Ona da bir inkişaf, ya bir taze kuvvet vermek lâzım gelmiştir.
Mühezzeb ve müzehheb yapmak için muvakkat; bâtıl, ona musallat, tâ ki sebîke-i hak ne mikdar lüzum vardır.
Tâ mahz ve hàlis çıksın. Mebâdîde dünyada bâtıl etse galebe, fakat kazanmaz harbi. “Âkıbetü'l-müttakìn” ona vurur bir darbe!
İşte bâtıl mağlûbdur. “El-Hakku ya'lû” sırrı onu çarpar ikàba: İşte hak da gâlibdir... ∗∗∗
72. Bir Kısım Desâtir-i İctimâiye
Bir Kısım Desâtir-i İctimâiye
İctimâî hey'ette düsturları istersen: Müsâvâtsız adâlet, önce adâlet değil. Temâsülse, tezâdın mühim bir sebebidir.
Tenâsübse tesânüdün esâsı. Sığar-ı nefistir tekebbürün menba'ı. Za'f-ı kalbdir gururun mâdeni. Olmuş acz, muhâlefet menşe'i. Meraksa ilme hocadır.
İhtiyaçtır terakkînin üstadı. Sıkıntıdır muallime-i sefâhet. Demek sefâhetin menba'ı sıkıntı olmuş. Sıkıntı ise mâdeni, ye'sle sû-i zandır.
Dalâlet fikrîdir.. zulümât kalbîdir.. isrâf cesedîdir. ∗∗∗
73. Kadınlar Yuvalarından Çıkıp Beşeri Yoldan Çıkarmış; Yuvalarına Dönmeli
Kadınlar Yuvalarından Çıkıp Beşeri Yoldan Çıkarmış; Yuvalarına Dönmeli
[^16] (∗) اِذاَ تَاَنَّثَ الرِّجَالُ السُّفَهَاءُ بِالْهَوَسَاتِ اِذًا تَرَجَّلَ النِّسَاءُ النَّاشِزَاتُ بِالْوَقَاحَاتِ
[^16]:(∗) Tesettür Risalesi'nin esâsıdır. Yirmi sene sonra müellifinin mahkûmiyetine sebeb gösteren bir mahkeme, kendini ve hâkimlerini ebedî mahkûm ve mahcûb eylemiş.
