Ki ihtiyarî olmuş, tanzim eden Şer'dir. İki Şer' bir yerde bazen eder ictimâ', melâike-i İlâhî, bir ümmet-i azîme, hem bir Cünd-ü Sübhânî.
Birinci Şer'a olmuş hamele-i mümtesil, amele-i mümessil. Hem onlardan bir kısmı ibâd-ı müsebbihtir. Bir kısmı da müstağrak, arşın mukarrebîni. ∗∗∗
76. Madde Rikkat Peydâ Ettikçe, Hayat Şiddet Peydâ Eder
Madde Rikkat Peydâ Ettikçe, Hayat Şiddet Peydâ Eder
Hayat asıl, esâstır; madde ona tâbidir, hem de onunla kàimdir. Bir hurdebînî huveyn havâs-ı hamsesiyle, insanın havâsını
Muvâzene edersen, görürsün; insan ondan ne derece büyükse havâsı o derece onunkinden aşağı. O huveyne işitir kardeşinin sesini.
Hem de görür rızkını. Ger insan kadar büyüse; havâsı, hayret-fezâ; hayatı şu'le-feşân; rü'yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumânî.
İnsan, bir kitle-i mevâttan bir zîhayat değildir. Belki de milyarlarla zîhayat hüceyrâtından mürekkeb ve zîhayat bir hücre-i insanî.
اِنَّ الْاِنْسَانَ كَصُورَةِ ﴿ يٰسٓ ﴾ كُتِبَتْ فِيهَا سُورَةُ ﴿ يٰسٓ ﴾
﴿ فَتَباَرَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَ ﴾ ∗∗∗
77. Maddiyûnluk, Bir Tâun-u Manevîdir
Maddiyûnluk, Bir Tâun-u Manevîdir
Maddiyûnluk bir tâun-u manevî, beşere de tutturdu şu müdhiş bir sıtmayı (∗)[^18] Hem de ânî çarptırdı bir gadab-ı İlâhî. Telkin hem de taklid,
[^18]: (∗) Eski Harb-i Umumî'ye işâret eder.
Tenkide kàbiliyet-i tevessü'ü nisbeten, o tâun da ediyor tevessü' ve intişar. Telkini fenden almış, medeniyetten taklid.
Hürriyet, tenkid vermiş; gururundan dalâlet çıkmış. ∗∗∗
78. Vücûdda Atâlet Yok. İşsiz Adam, Vücûdda Adem Hesabına İşler
Vücûdda Atâlet Yok. İşsiz Adam, Vücûdda Adem Hesabına İşler
En bedbaht sıkıntılı muzdarib, işsiz olan adamdır; zîra ki atâlet: Vücûd içinde adem, hayat içinde mevttir.
Sa'y ise: Vücûdun hayatı, hem hayatın yakazasıdır elbet! ∗∗∗
