İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 652 / 765
652

İşte ziyâdan tut, tâ Kamer’e kadar saydığımız küllî unsurlar gayet geniş bir tarzda ve büyük bir mikyâsta bir pencere açar. Bir Vâcibü'l-Vücûd’un vahdetini ve kemâl-i kudretini ve azamet-i saltanatını gösterir, ilân ederler.

İşte ey gâfil! Eğer bu gök gürlemesi gibi bu sadâyı susturabilirsen ve güneşin ışığı gibi parlak o ziyâyı söndürebilirsen, Allah’ı unut! Yoksa aklını başına al! سُبْحَانَ مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ de.

Yirmibirinci Pencere

Yirmibirinci Pencere

﴿ وَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ ﴾

Şu kâinâtın lambası olan Güneş, kâinât Sâni'inin vücûduna ve vahdâniyetine güneş gibi parlak ve nurânî bir penceredir. Evet manzûme-i şemsiye denilen küremizle beraber on iki seyyâre; cirmleri, küçüklük-büyüklük itibariyle pek çok muhozltelif ve mevkileri, uzaklık-yakınlık noktasında pek çok mütefâvit ve sür'at-i hareketleri, çok mütenevvi' olduğu hâlde kemâl-i intizam ve hikmet ile ve kemâl-i mîzan ile ve bir sâniye kadar şaşırmayarak hareketleri ve deverânları ve Güneş ile, câzibe kanunu tâbir edilen bir kanun-u İlâhî ile bağlanmaları yani, onlar imâmlarına iktidâları, büyük bir mikyâsta bir azamet-i kudret-i İlâhiye’yi ve vahdâniyet-i Rabbâniye’yi gösterir.

Çünkü; o câmid cirmleri, o şuûrsuz büyük kütleleri, nihâyet derecede intizam ve mîzan-ı hikmet içinde muhtelif şekillerde ve muhtelif mesâfelerde ve muhtelif hareketlerde döndürmek, istihdam etmek ne derece bir kudreti ve bir hikmeti isbât ettiğini kıyâs et. Bu büyük ve ağır işe zerre mikdar tesâdüf karışsa, öyle bir patlayış verecek ki, kâinâtı dağıtacak. Çünkü; bir dakika tesâdüf birisini tevkìf etse, mihverinden çıkmasına sebebiyet verir, başkaları ile müsâdeme etmesine yol açar. Küre-i arzdan bin defa büyük cirmlerle müsâdemenin ne derece dehşetli olduğunu kıyâs edebilirsin.

Manzûme-i şemsiyenin, yani Şems’in me'mumları ve meyveleri olan oniki seyyârenin acâibini ilm-i muhît-i İlâhî’ye havâle edip yalnız gözümüzün önünde seyyâremiz bulunan Arz’a bakıyoruz, görüyoruz ki: Bu seyyâremiz, bir azamet-i şevket-i Rubûbiyet’i ve haşmet-i saltanat-ı Ulûhiyet’i ve kemâl-i rahmet ve hikmet’i gösterir bir sûrette Güneş’in etrafında emr-i Rabbânî ile –Üçüncü Mektûb’da beyân edildiği gibi– pek büyük bir hizmet için bir uzun seyr ve seyahat ona ettiriliyor. Bir sefîne-i Rabbâniye olarak, acâib-i masnûât-ı İlâhiye ile doldurulmuş ve zîşuûr

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.