İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 683 / 765
683

Bu bir sırr-ı azîmdir, ona remz u işâret: Fahr-i Rusül demiştir: “İsâ, Şer'imle amel edip ümmetimden olacak!” ∗∗∗

23. Tebeî Nazar, Muhâli Mümkün Görür

Tebeî Nazar, Muhâli Mümkün Görür

Meşhûrdur ki; îdin hilâline bakardı cemâat-i kesîre. Kimse bir şey görmedi.

Zevâlî bir ihtiyar yemîn etti ki: “Gördüm.” Hâlbuki gördüğü, kirpiğinin tekavvüs etmiş beyaz bir kılı idi.

O kıl oldu onun hilâli. O mukavves kıl nerede! Hilâl olmuş Kamer nerede! Ger anladın şu remzi:

Zerrâttaki harekât, kirpik-i aklın olmuş, birer kıl-ı zulmetdâr.. kör etmiş maddî gözü.

Teşkil-i cümle envâ' fâilini göremez, düşer başına dalâl.

O hareket nerede! Nazzâm-ı kevn nerede! Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl!.. ∗∗∗

24. Kur'ân Âyine İster, Vekil İstemez

Kur'ân Âyine İster, Vekil İstemez

Ümmetteki cumhûru, hem avâmın umumu; bürhândan ziyâde me'hazdeki kudsiyet, şevk-i itâat verir, sevkeder imtisale.

Şerîat: Yüzde doksanı; müsellemât-ı şer'î, zarûriyât-ı dinî, birer elmas sütundur.

İctihâdî, hilâfî, fer'î olan mesâil; yüzde ancak on olur. Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi

Kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz. Elmasların mâdeni: Kur'ân ve hem Hadîs’tir. O’nun malı.. oradan her zaman istemeli.

Kitaplar, ictihâdlar Kur'ân’ın âyinesi, yâhut dûrbîn olmalı. Gölge, vekil istemez o Şems-i Mu'ciz-beyân. ∗∗∗

25. Mübtıl, Bâtılı Hak Nazarıyla Alır

Mübtıl, Bâtılı Hak Nazarıyla Alır

İnsandaki fıtratı mükerrem olduğundan, kasden hakkı arıyor. Bazen gelir eline, bâtılı hak zanneder; koynunda saklıyor...

Hakikati kazarken, ihtiyarı olmadan dalâl düşer başına; hakikattir zanneder, kafasına geçirir. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.