02. Sebeb Sırf Zâhirîdir
Sebeb Sırf Zâhirîdir
İzzet, azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, perdedâr-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.
Tevhid ve celâl ister ki; esbâb-ı tabîi, dâmenkeş-i te'sir-i hakîki ola (∗) [^5] kudret eserinde.
[^5]: (∗) Hakîki te'sirden elini çeksin, icâda karışmasın demektir.
∗∗∗
03. Vücûd, Âlem-i Cismânîde Münhasır Değil
Vücûd, Âlem-i Cismânîde Münhasır Değil
Vücûdun hasra gelmez muhtelif envâ'ını, münhasır olmaz, sıkışmaz şu şehâdet âleminde.
Âlem-i cismânî, bir tenteneli perde gibi, şu'le-feşân gaybî avâlim üzerinde. ∗∗∗
04. Kalem-i Kudret’te İttihâd, Tevhid’i İlân Eder
Kalem-i Kudret’te İttihâd, Tevhid’i İlân Eder
Eser-i itkan-ı san'at, fıtratın her köşesinde bilbedâhe reddeder esbâbının icâdını.
Nakş-ı kilkî, ayn-ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu. ∗∗∗
05. Bir Şey, Herşeysiz Olmaz
Bir Şey, Herşeysiz Olmaz
Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüd müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir.
Ki yalnız bir Kudret-i âlem-şümûldür yaptırır, zerreyi her nisbetiyle halkedip yerleştirir.
Kitab-ı âlemin her satırıyla her harfi hayy.. ihtiyaç sevkediyor, tanıştırır.
Her nereden gelirse gelsin nidâ-i hâcete lebbeyk-zendir; sırr-ı tevhid nâmına etrafı görüştürür.
Zîhayat her harfi, herbir cümleye müteveccih birer yüzü, hem de nâzır birer gözü baktırır. ∗∗∗
06. Güneş’in Hareketi Câzibe İçindir; Câzibe, İstikrar-ı Manzûmesi İçindir
Güneş’in Hareketi Câzibe İçindir; Câzibe, İstikrar-ı Manzûmesi İçindir
Güneş bir meyvedârdır silkinir, tâ düşmesin müncezib seyyâr olan yemişleri.
Ger sükûtuyla, sükûnet eylese cezbe.. kaçar, ağlar fezâda muntazam meczûbları. ∗∗∗
