İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 48 / 765
48

Gizli kusursuz kemâl ise; takdir edici, istihsân edici, Mâşâallâh deyip, müşâhede edicilerin başlarında teşhîr ister. Mahfî, nazîrsiz cemâl ise; görünmek ve görmek ister. Yani, kendi cemâlini iki vecihle görmek.. biri, muhtelif âyinelerde bizzat müşâhede etmek; diğeri, müştâk seyirci ve mütehayyir istihsân edicilerin müşâhedesi ile müşâhede etmek ister. Hem görmek, hem görünmek, hem dâimî müşâhede, hem ebedî işhâd ister. Hem o dâimî cemâl, müştâk seyirci ve istihsân edicilerin devam-ı vücûdlarını ister. Çünkü: Dâimî bir cemâl, zâil müştâka râzı olamaz. Zîra dönmemek üzere zevâle mahkûm olan bir seyirci, zevâlin tasavvuruyla muhabbeti adâvete döner. Hayret ve hürmeti tahkîre meyleder. Çünkü insan bilmediği ve yetişmediği şeye düşmandır.

Hâlbuki şu misâfirhânelerden herkes çabuk gidip, kayboluyor. O kemâl ve o cemâlin bir ışığını, belki zaîf bir gölgesini, bir ânda bakıp doymadan gidiyor.

Demek, bir seyrangâh-ı dâimîye gidiliyor...

Beşinci Suret

BEŞİNCİ SÛRET:

Bak! Bu işler içinde, görünüyor ki, o misilsiz Zât’ın pek büyük bir şefkati vardır. Çünkü, her musîbet-zedenin imdâdına koşturuyor. Her suâle ve matlûba cevab veriyor. Hattâ, bak! En ednâ bir hâcet, en ednâ bir raiyetten görse, şefkatle kazâ ediyor. Bir çobanın bir koyunu, bir ayağı incinse, ya merhem, ya baytar gönderiyor.

Şimdi gel gidelim! Şu adada büyük bir ictimâ' var. Bütün memleket eşrâfı orada toplanmışlar. Bak! Pek büyük bir nişanı taşıyan bir Yâver-i Ekrem bir nutuk okuyor. O şefkatli Pâdişah’ından bir şeyler istiyor. Bütün ahâli: “Evet, evet biz de istiyoruz.” diyorlar. O’nu tasdik ve te'yid ediyorlar. Şimdi dinle, bu Pâdişah’ın sevgilisi diyor ki:

“Ey bizi ni'metleriyle perverde eden Sultanımız! Bize gösterdiğin nümûnelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın lezîz ni'metlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb'id ile tâzib etme. Sana müştâk ve müteşekkir şu mutî' raiyetini başıboş bırakıp i'dâm etme.” diyor ve pek çok yalvarıyor. Sen de işitiyorsun.

Acaba bu kadar şefkatli ve kudretli bir Pâdişah, hiç mümkün müdür ki; en ednâ bir adamın en ednâ bir merâmını ehemmiyetle yerine getirsin, en sevgili bir Yâver-i Ekrem’inin en güzel bir maksûdunu yerine getirmesin? Hâlbuki, O sevgilinin maksûdu umumun da maksûdudur. Hem, Pâdişah’ın marzîsi, hem merhamet ve adâletinin muktezâsıdır. Hem ona rahattır, ağır değil. Bu misâfirhânelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.