Onsekizinci Söz
Onsekizinci Söz
[Bu Söz’ün İki Makam’ı var. İkinci Makam’ı daha yazılmamıştır. Birinci Makam’ı Üç Nokta’dır.]
Birinci Nokta
BİRİNCİ NOKTA:
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّـهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴾
Nefs-i Emmâreme Bir Sille-i Te'dib:
Ey fahre meftûn, şöhrete mübtelâ, medhe düşkün, hodbînlikte bî-hemtâ sersem nefsim!
Eğer binler meyve veren incirin menşe'i olan küçücük bir çekirdeği ve yüz salkım ona takılan üzümün siyah kurucuk çubuğu; bütün o meyveleri, o salkımları kendi hünerleri olduğu ve onlardan istifade edenler o çubuğa, o çekirdeğe medih ve hürmet etmek lâzım olduğu, hak bir da'vâ ise; senin dahi sana yüklenen ni'metler için fahre, gurura belki bir hakkın var. Hâlbuki sen, dâim zemme müstehaksın. Zîra o çekirdek ve o çubuk gibi değilsin. Senin bir cüz'-i ihtiyarın bulunmakla, o ni'metlerin kıymetlerini fahrin ile tenkìs ediyorsun, gururunla tahrib ediyorsun ve küfranınla ibtal ediyorsun ve temellükle gasbediyorsun.
