İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 456 / 765
456

#### Mukaddime

Mukaddime

Herşey, vücûdundan evvel ve vücûdundan sonra yazıldığını

﴾ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ﴿ gibi pekçok Âyât-ı Kur'âniye tasrîh ediyor. Ve şu kâinât denilen, Kudret’in, Kur'ân-ı kebîrinin âyâtı dahi şu hükm-ü Kur'ânî’yi, nizâm ve mîzan ve intizam ve tasvir ve tezyîn ve imtiyaz gibi âyât-ı tekvîniyesiyle tasdik ediyor. Evet, şu kâinât kitabının manzûm mektûbatı ve mevzûn âyâtı şehâdet eder ki, herşey yazılıdır.

Amma, vücûdundan evvel herşey mukadder ve yazılı olduğuna delil; bütün mebâdî ve çekirdekler ve mekàdîr ve sûretler, birer şâhiddir. Zîra, herbir tohum ve çekirdekler “kâf-nun” tezgâhından çıkan birer latîf sandukçadır ki, kaderle tersîm edilen bir fihristecik, ona tevdî' edilmiştir ki; Kudret, o kaderin hendesesine göre zerrâtı istihdam edip, o tohumcuklar üstünde koca mu'cizât-ı kudreti bina ediyor. Demek bütün ağacın başına gelecek, bütün vâkıâtı ile çekirdeğinde yazılı hükmündedir. Zîra tohumlar, maddeten basittir, birbirinin aynıdır, maddeten bir şey yoktur. Hem, herşeyin mikdar-ı muntazaması, kaderi vâzıhan gösterir. Evet, hangi zîhayata bakılsa görünüyor ki, gayet hikmetli ve san'atlı bir kalıbdan çıkmış gibi, bir mikdar, bir şekil var ki; o mikdarı, o sûreti, o şekli almak; ya hàrika ve nihâyet derecede eğri büğrü maddî bir kalıp bulunmalı veyâhut kaderden gelen mevzûn, ilmî bir kalıb-ı manevî ile Kudret-i Ezeliye, o sûreti, o şekli biçip giydiriyor. Meselâ: Sen, şu ağaca, şu hayvana dikkat ile bak ki; câmid, sağır, kör, şuûrsuz, birbirinin misli olan zerreler, onun neşv ü nemâsında hareket eder. Bazı eğri büğrü hududlarda, meyve ve fâidelerin yerini tanır, görür, bilir gibi durur, tevakkuf eder. Sonra başka bir yerde, büyük bir gayeyi takib eder gibi yolunu değiştirir. Demek, kaderden gelen mikdar-ı manevînin ve o mikdarın emr-i manevîsiyle zerreler hareket ederler. Mâdem maddî ve görünecek eşyada bu derece kaderin tecelliyâtı var; elbette eşyanın mürûr-u zamanla giydikleri sûretler ve ettikleri harekât ile hâsıl olan vaziyetler dahi, bir intizam-ı kadere tâbidir.

Evet bir çekirdekte, hem bedîhî olarak, irâde ve evâmir-i tekvîniyenin ünvânı olan “Kitab-ı Mübîn” den haber veren ve işâret eden, hem nazarî olarak emir ve ilm-i İlâhî’nin bir ünvânı olan “İmâm-ı Mübîn” den haber veren ve remzeden iki kader tecellîsi var. Bedîhî kader ise, o çekirdeğin tazammun ettiği ağacın, maddî keyfiyât ve vaziyetleri ve hey'etleridir ki, sonra göz ile görünecek. Nazarî ise, o çekirdekte, ondan halkolunacak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.