İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 481 / 765
481

##### Birinci Sual

Suâl: Deniliyor ki: “Sahâbeler, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı gördüler, sonra îmân ettiler. Biz ise, görmeden îmân ettik. Öyle ise, îmânımız daha kavîdir. Hem, kuvvet-i îmânımıza delâlet eden rivâyet var?”

Elcevab: Sahâbeler, o zamanda efkâr-ı âmme-i âlem, hakàik-ı İslâmiye’ye muârız ve muhâlif iken –sahâbeler– yalnız sûret-i insaniyede Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı görüp, bazen mu'cizesiz olarak, öyle bir îmân getirmişler ki; bütün efkâr-ı âmme-i âlem, onların îmânlarını sarsmıyordu. Şübhe değil, bazısına vesvese de vermezdi. Sizler iseniz, kendi îmânınızı, sahâbelerin îmânlarıyla muvâzene ediyorsunuz. Bütün efkâr-ı âmme-i İslâmiye, îmânınıza kuvvet ve sened olduğu hâlde; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şecere-i tûbâ-i Nübüvvet’inin çekirdeği olan beşeriyeti ve sûret-i cismâniyesini değil, belki umum envâr-ı İslâmiye ve hakàik-ı Kur'âniye ile nurânî, muhteşem şahs-ı manevîsini, bin mu'cizât ile muhât olarak akıl gözüyle gördüğünüz hâlde, bir Avrupa feylesofunun sözüyle vesveseye ve şübheye düşen îmânınız nerede! Bütün âlem-i küfrün ve Nasâra ve Yehûd’un ve feylesofların hücumlarına karşı sarsılmayan sahâbelerin îmânları nerede!.. Hem, sahâbelerin kuvvet-i îmânlarını gösteren ve îmânlarının tereşşuhâtı olan şiddet-i takvâları ve kemâl-i salâhatleri nerede! Ey müddeî! Senin şiddet-i za'fından, ferâizi tamamıyla senden göstermeyen sönük îmânın nerede!..

Amma hadîste vârid olan ki, “Âhirzamanda beni görmeyen ve îmân getiren, daha ziyâde makbûldur.” meâlindeki rivâyet, hususî fazilete dairdir. Hàs bazı eşhâs hakkındadır. Bahsimiz ise, fazilet-i külliye ve ekseriyet itibariyledir.

##### İkinci Sual

İkinci Suâl: Diyorlar ki: Ehl-i velâyet ve ashâb-ı kemâlât, dünyayı terketmişler. Hattâ hadîste var ki: “Dünya muhabbeti bütün hatâların başıdır.” Hâlbuki, sahâbeler dünyaya pek çok girmişler. Terk-i dünya değil, belki bir kısım sahâbe, o zamanın ehl-i medeniyetinden daha ileri gitmişler. Nasıl oluyor ki, böyle sahâbelerin en ednâsına, en büyük bir velî kadar kıymeti var, diyorsunuz?

Elcevab: Otuzikinci Söz’ün İkinci ve Üçüncü Mevkıflarında, gayet kat'î isbât edilmiştir ki: Dünyanın âhirete bakan yüzüyle, Esmâ-i İlâhiye’ye mukâbil olan yüzünü sevmek, sebeb-i noksaniyet değil, belki medâr-ı kemâldir ve o iki yüzde, ne kadar ileri gitse daha ziyâde ibâdet ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.