Mimsiz medeniyet, tâife-i nisâyı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış mebzûl metâ'ı yapmış. Şer'-i İslâm onları
Rahmeten dâvet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayat ailede. Temizlik, zînetleri.
Haşmetleri, hüsn-ü hulk; lütf-u cemâli, ismet; hüsn-ü kemâli, şefkat; eğlencesi, evlâdı. Bunca esbâb-ı ifsad, demir sebat kararı
Lâzımdır tâ dayansın. Bir meclis-i ihvânda güzel karı girdikçe riyâ ile rekabet, hased ile hodgâmlık debretir damarları!
Yatmış olan hevesât, birdenbire uyanır. Tâife-i nisâda serbestî inkişafı, sebeb olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birdenbire inkişafı.
Şu medenî beşerin hırçınlaşmış rûhunda, şu sûretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azîmdir, hem müdhiştir te'siri (∗)[^17]
[^17]: (∗) Nasıl meyyite bir karıya nefsânî nazarla bakmak, nefsin dehşetle alçaklığını gösterir; öyle de, rahmete muhtaç bir bîçâre meyyitenin güzel tasvirine müştehiyâne bir nazarla bakmak, rûhun hissiyat-ı ulviyesini söndürür.
Memnû' heykel, sûretler; ya zulm-ü mütehaccir, ya mütecessid riyâ, ya müncemid hevestir. Ya tılsımdır, celbeder o habîs ervâhları. ∗∗∗
74. Tasarruf-u Kudret’in Vüs'ati, Vesâit ve Muînleri Reddeder
Tasarruf-u Kudret’in Vüs'ati, Vesâit ve Muînleri Reddeder
O Kadîr-i Zülcelâl; tasarruf-u kudreti, tevessü'-ü te'siri noktasında oluyor şemsimiz zerre-misâl.
Nev'-i vâhidde olan tasarruf-u azîmi, mesâfesi vâsi'dir. İki zerre beyninde câzibeyi ele al;
Git de tâ şemsü'ş-şümûs ve kehkeşân beynindeki câzibenin yanında koy. Yükü bir kar dânesi bir melek, şemsi ele almış bir Şems-misâl
Melek’in yanına getir. İğne kadar bir balığı, balina balığı da yanyana bırak. O Kadîr-i Ezelî-i Zülcelâl
Tecellî-i vâsi'i asğardan tâ ekbere itkan-ı mükemmeli birden tasavvura al; câzibe ve nevâmis, vesâil-i pür-seyyâl
Gibi örfî emirler; tecellî-i kudrete, tasarruf-u hikmete birer isim olması... Odur yalnız meâl.
Başka meâli olmaz, beraber de bir düşün; bileceksin bizzarûre ki: Esbâb-ı hakîki, vesâit-i zîmisâl,
