şu nümûnelerin ve sûretlerin hàlis ve yüksek asıllarıyla dolu bağ ve hazineler vardır.
Demek burada çabalamak onlar içindir. Şurada çalıştırır; orada ücret verir. Herkesin isti'dâdına göre orada bir saâdeti var...
Yedinci Suret
YEDİNCİ SÛRET:
Gel, bir parça gezelim. Şu medenî ahâli içinde ne var, ne yok görelim.
İşte bak! Her yerde, her köşede, müteaddid fotoğraflar kurulmuş, sûret alıyorlar. Bak, her yerde müteaddid kâtibler oturmuşlar, bir şeyler yazıyorlar. Herşeyi kaydediyorlar. En ehemmiyetsiz bir hizmeti, en âdi bir vukûâtı zaptediyorlar. Hâ! Şu yüksek dağda Pâdişah’a mahsûs bir büyük fotoğraf kurulmuş ki; (Hâşiye) [^3] bütün bu yerlerde ne cereyan eder, sûretini alıyorlar. Demek, o Zât emretmiş ki; mülkünde cereyan eden bütün muâmele ve işler zaptedilsin. Demek oluyor ki; o Zât-ı Muazzam bütün hâdisâtı kaydettirir, sûretini alır. İşte, şu dikkatli hıfz ve muhâfaza, elbette bir muhâsebe içindir.
[^3]:(Hâşiye) Şu Sûret'in işâret ettiği mânâların bir kısmı Yedinci Hakikat'te beyân edilmiş. Yalnız, burada pâdişaha mahsûs bir büyük fotoğraf işâreti ve hakikati "Levh-i Mahfûz" demektir. Levh-i Mahfûz'un tahakkuk-u vücûdu "Yirmialtıncı Söz" de şöyle isbât edilmiş ki: Nasıl küçük küçük cüzdanlar, büyük bir kütüğün vücûdunu ihsâs eder ve küçük küçük senedler, bir defter-i kebîrin bulunduğunu iş'âr eder ve küçük kesretli tereşşuhâtlar, büyük bir su menba'ını işmâm eder. Aynen öyle de; küçük küçük cüzdanlar hükmünde; hem birer küçük levh-i mahfûz mânâsında; hem büyük levh-i mahfûzu yazan kalemden tereşşuh eden küçük küçük noktalar sûretinde olan benî beşerin kuvve-i hâfızaları, ağaçların meyveleri, meyvelerin çekirdekleri, tohumları; elbette bir hâfıza-i kübrâyı, bir defter-i ekberi, bir Levh-i Mahfûz-u A'zam'ı ihsâs eder, iş'âr eder ve isbât eder. Belki, keskin akıllara gösterir...
Şimdi, en âdi raiyetin en âdi muâmelelerini ihmal etmeyen bir Hâkim-i Hafîz, hiç mümkün müdür ki, raiyetin en büyüklerinden, en büyük amellerini muhâfaza etmesin, muhâsebe etmesin, mükâfât ve mücâzât vermesin. Hâlbuki, o Zât’ın izzetine ve gayretine dokunacak ve şe'n-i merhameti hiç kabûl etmeyecek muâmeleler, o büyüklerden sudûr ediyor, burada cezaya çarpmıyor.
Demek, bir Mahkeme-i Kübrâ’ya bırakılıyor...
Sekizinci Suret
SEKİZİNCİ SÛRET:
Gel, O’ndan gelen bu fermânları sana okuyacağım. Bak! Mükerrer va'dediyor ve şiddetli tehdid ediyor ki: “Sizleri oradan alıp, makarr-ı
