İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 542 / 765
542

Elbette ﴾ يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ ﴿ sırrıyla ﴾ وَ اِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ ﴿ işâretiyle şu dünyada câmid, şuûrsuz ve mühim vazifeler gören zerrât-ı arziyenin; elbette taşı, ağacı, herşeyi zîhayat ve zîşuûr olan âhiretin bazı binalarında derc ve istimâli muktezâ-yı hikmettir. Çünkü: Harâb olmuş dünyanın zerrâtını dünyada bırakmak veya ademe atmak isrâftır. Ve şu hakikatten pek muazzam bir “Kanun-u Hikmet” in ucu görünüyor.

Hem mâdem şu dünyanın pek çok âsârı ve maneviyatı ve meyveleri ve cin ve ins gibi mükellefînin mensûcât-ı amelleri, sahâif-i ef'âlleri, rûhları, cesedleri âhiret pazarına gönderiliyor. Elbette o semerâta ve mânâlara hizmet eden ve arkadaşlık eden zerrât-ı arziye dahi, vazife noktasında kendine göre tekemmül ettikten sonra, yani nur-u hayata çok defa hizmet ve mazhar olduktan sonra ve hayatî tesbihâta medâr olduktan sonra şu harâb olacak dünyanın enkàzı içinde, şu zerrâtı dahi öteki âlemin binasında dercetmek muktezâ-yı adl ve hikmettir. Ve şu hakikatten pek muazzam bir “Kanun-u Adl” in ucu görünüyor.

Hem mâdem rûh cisme hâkim olduğu gibi; câmid maddelerde dahi kaderin yazdığı evâmir-i tekvîniye, o maddelere hâkimdir. O maddeler, kaderin manevî yazısına göre mevki ve nizâm alabilirler.

Meselâ: Yumurtaların envâ'ında ve nutfelerin aksâmında ve çekirdeklerin esnâfında ve tohumların ecnâsında kaderin ayrı ayrı yazdığı evâmir-i tekvîniye cihetiyle ayrı ayrı makam ve nur sâhibi oluyorlar. Ve o madde itibariyle mâhiyetleri (Hâşiye) [^8] bir hükmünde olan o maddeler, hadsiz muhtelif mevcûdâta menşe' oluyorlar. Ayrı ayrı makam ve nur sâhibi oluyorlar. Elbette hidemât-ı hayatiye ve hayattaki tesbihât-ı Rabbâniye’de defaatle bir zerre bulunmuş ise ve hizmet etmiş ise, o zerrenin manevî alnında o mânâların hikmetlerini hiçbir şeyi kaybetmeyen kader kalemiyle kaydetmesi; muktezâ-yı ihâta-i ilmîdir. Ve şunda pek muazzam bir “Kanun-u İlm-i Muhît” in ucu görünüyor.

[^8]: (Hâşiye) Evet bütün onlar dört unsurdan mürekkebdir. Müvellidü'l-mâ, müvellidü'l-humuza, azot, karbon gibi maddelerden teşkil olunuyorlar. Maddece bir sayılabilirler. Farkları yalnız kaderin manevî yazısındadır.

Öyle ise; zerreler (Hâşiye 1) [^9] başıboş değiller.

[^9]:(Hâşiye-1) Şu cevab, yedi "Mâdem" kelimelerine bakar.

#### Netice-i Kelâm

Netice-i Kelâm: Geçmiş yedi kanun, yani: Kanun-u Rubûbiyet, Kanun-u Kerem, Kanun-u Cemâl, Kanun-u Rahmet, Kanun-u Hikmet,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.