İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 418 / 765
418

kanatları O veriyor. Hem, melâikeler, sekene-i zemin gibi cüz'iyete münhasır değiller, bir mekân-ı muayyen onları kaydedemiyor. Bir vakitte dört veya daha ziyâde yıldızlarda bulunduğuna işâret ﴾ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَ ﴿ kelimeleriyle tafsîl verir. İşte şu hâdise-i cüz'iye olan “Melâikeleri kanatlarla techiz etmek” tâbiriyle gayet küllî ve umumî bir azamet-i kudretin destgâhına işâret ederek ﴾ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌ ﴿ fezlekesiyle tahkîk edip tesbit eder.

#### Onuncu Nükte-i Belâğat

Onuncu Nükte-i Belâğat: Kâh oluyor âyet, insanın isyankârâne amellerini zikreder, şedîd bir tehdid ile zecreder; sonra şiddet-i tehdid, ye'se ve ümîdsizliğe atmamak için, rahmetine işâret eden bir kısım esmâ ile hâtime verir, tesellî eder.

Meselâ:

﴿ قُلْ لَوْ كَانَ مَعَهُٓ آلِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ اِذًا لَابْتَغَوْا اِلٰى ذِي الْعَرْشِ سَب۪يلًا ❀ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَب۪يرًا ❀ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَلٰكِنْ لَاتَفْقَهُونَ تَسْب۪يحَهُمْ اِنَّـهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا ﴾

İşte şu âyet der ki: “De! Eğer dediğiniz gibi mülkünde şerîki olsaydı, elbette Arş-ı Rubûbiyet’ine el uzatıp müdâhale eseri görünecek bir derecede bir intizamsızlık olacaktı. Hâlbuki yedi tabaka semâvâttan tut, tâ hurdebînî zîhayatlara kadar, herbir mahlûk küllî olsun, cüz'î olsun; küçük olsun, büyük olsun, mazhar olduğu bütün isimlerin cilve ve nakışları dilleriyle, o Esmâ-i Hüsnâ’nın Müsemmâ-i Zülcelâl’ini tesbih edip, şerîk ve nazîrden tenzîh ediyorlar.

Evet nasıl ki semâ, güneşler, yıldızlar denilen nur-efşân kelimâtıyla, hikmet ve intizamıyla, O’nu takdis ediyor, vahdetine şehâdet ediyor ve cevv-i hava dahi bulutların sesiyle, berk ve ra'd ve katrelerin kelimâtıyla O’nu tesbih ve takdis ve vahdâniyetine şehâdet eder; öyle de, zemin, hayvanat ve nebâtât ve mevcûdât denilen hayatdâr kelimâtıyla Hàlık-ı Zülcelâl’ini tesbih ve tevhid etmekle beraber, herbir ağacı, yaprak ve çiçek ve meyvelerin kelimâtıyla yine tesbih edip birliğine şehâdet eder. Öyle de, en küçük mahlûk, en cüz'î bir masnû', küçüklüğü ve cüz'iyetiyle beraber, taşıdığı nakışlar ve keyfiyetler işâretiyle pekçok Esmâ-i külliyeyi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.