İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 170 / 765

Onbeşinci Söz

170

Onbeşinci Söz

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿  وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاط۪ينِ ﴾

Ey kozmoğrafyanın rûhsuz mes'eleleriyle zihni darlaşan ve aklı gözüne inen ve şu âyetin azametli sırrını, o sıkışmış zihninde yerleştiremeyen mektebli efendi! Şu âyetin semâsına yedi basamaklı bir merdivenle çıkılabilir. Gel, beraber çıkacağız!

Birinci Basamak

Birinci Basamak: Hakikat ve hikmet ister ki; zemin gibi, semâvâtın da kendine münâsib sekeneleri bulunsun. Lisân-ı şer'îde, o ecnâs-ı muhtelifeye, “Melâike ve Rûhâniyât” tesmiye edilir.

Evet, hakikat öyle iktiza eder. Zîra zemin, küçüklüğü ve hakaretiyle beraber zîhayat ve zîşuûr mahlûklardan doldurulması ve arasıra boşaltılıp yeniden zîşuûrlarla şenlendirilmesi, işâret eder, belki tasrîh eder ki; şu muhteşem burçlar sâhibi, müzeyyen kasırlar hükmünde olan semâvât dahi zîşuûr ve zevi'l-idrak mahlûklarla doludur. Onlar dahi ins ve cin gibi, şu âlem sarayının seyircileri ve şu kâinât kitabının mütâlaacıları ve şu Saltanat-ı Rubûbiyet’in dellâllarıdırlar. Çünkü, kâinâtı had ve hesaba gelmeyen tezyînât ve mehâsin ve nukùş ile süslendirip tezyîn etmesi; bilbedâhe, mütefekkir istihsân edici ve mütehayyir takdir edicilerin enzârını ister. Evet, hüsün elbette bir âşık ister. Taam ise, aç olana verilir. Hâlbuki ins ve cin, şu nihâyetsiz vazifeye, şu haşmetli nezârete ve şu vüs'atli ubûdiyete karşı milyondan birisini ancak yapabilir. Demek bu nihâyetsiz ve mütenevvi' vezâife ve ibâdâta, nihâyetsiz melâike envâ'ı ve rûhâniyât ecnâsı lâzımdır.

Bazı rivâyâtın işârâtıyla ve intizam-ı âlemin hikmetiyle denilebilir ki; bir kısım ecsâm-ı seyyâre, seyyârâttan tut, tâ katarâta kadar bir kısım melâikenin merâkibidirler. Onlar bunlara İzn-i İlâhî ile binerler, âlem-i şehâdeti seyredip gezerler. Hem denilebilir ki; bir kısım ecsâm-ı hayvaniye, hadîste “Tuyûrun Hùdrun” tesmiye edilen Cennet kuşlarından tut, tâ sineklere kadar, bir cins ervâhın tayyareleridirler. Onlar, bunların içine emr-i Hak ile girerler, âlem-i cismâniyâtı seyran edip o cesedlerdeki hâsselerin pencereleriyle cismânî mu'cizât-ı fıtratı temâşâ ederler.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.