İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 521 / 765

Otuzuncu Söz

521

Tılsım-ı kâinâtı keşfeden Kur'ân-ı Hakîm'in mühim bir

tılsımını halleden

Otuzuncu Söz

“Ene” ve “Zerre”den ibaret bir “Elif” bir “Nokta”dır

Şu söz İki Maksad’dır. Birinci Maksad, “Ene”nin mâhiyet ve neticesinden; İkinci Maksad, “Zerre”nin hareket ve vazifesinden bahseder.

Birinci Maksad

Birinci Maksad

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلٰى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُ اِنَّـهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا ﴾

Şu âyetin büyük hazinesinden tek bir cevherine işâret edeceğiz. Şöyle ki:

Gök, zemin, dağ, tahammülünden çekindiği ve korktuğu emânetin müteaddid vücûhundan bir ferdi, bir vechi, “Ene”dir. Evet “Ene”, zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar âlem-i insaniyetin etrafına dal budak salan nurânî bir şecere-i tûbâ ile, müdhiş bir şecere-i zakkumun çekirdeğidir. Şu azîm hakikate girişmeden evvel, o hakikatin fehmini teshîl edecek bir mukaddime beyân ederiz. Şöyle ki:

Ene, künûz-u mahfiye olan Esmâ-i İlâhiye’nin anahtarı olduğu gibi, kâinâtın tılsım-ı muğlakının dahi anahtarı olarak bir muammâ-yı müşkül-küşâdır, bir tılsım-ı hayret-fezâdır. O ene, mâhiyetinin bilinmesiyle, o garîb muammâ, o acîb tılsım olan ene açılır ve kâinât tılsımını ve âlem-i vücûb’un künûzunu dahi açar. Şu mes'eleye dair “Şemme” isminde bir

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.