İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 243 / 765
243

İşte şu hâdise-i cüz'iye ile bir düstur-u küllîyi, her vakit, hem herkese gayet lüzumlu bir ders-i hikmet olduğunu ulvî bir i'câz ile beyân eder.

Buna kıyâsen bil ki: Kur'ân-ı Hakîm’de bazı hâdisât-ı tarihiye sûretinde zikredilen cüz'î hâdiseler, küllî düsturların uçlarıdır. Hattâ çok sûrelerde zikr ve tekrar edilen Kıssa-i Mûsa’nın yedi cümlelerine misâl olarak Lemeât’ta, İ'câz-ı Kur'ân Risalesi’nde o cüz'î cümlelerin herbir cüz'ünün nasıl mühim bir düstur-u küllîyi tazammun ettiğini beyân etmişiz. İstersen o risaleye müracaat et.

Üçüncü Nükte

Üçüncü Nükte:

﴿ ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِىَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةً وَ اِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُ وَ اِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُ وَ اِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴾

Şu âyeti okurken, müvesvis dedi ki: “Herkese ma'lûm ve âdi olan taşların şu fıtrî bazı hâlât-ı tabîiyesini, en mühim ve büyük mes'eleler sûretinde bahs ve beyânda ne mânâ var, ne münâsebet var, ne ihtiyaç var?”

Şu vesveseye karşı feyz-i Kur'ân’dan şöyle bir nükte ilhâm edildi:

Evet, münâsebet var ve ihtiyaç var. Hem o derece büyük bir münâsebet ve ehemmiyetli bir mânâ ve o derece muazzam ve lüzumlu bir hakikat var ki, ancak Kur'ân’ın îcâz-ı mu'cizi ve lütf-u irşadıyla bir derece basitleştirilmiş ve ihtisar edilmiş. Evet, i'câz-ı Kur'ân’ın bir esâsı olan îcâz, hem hidayet-i Kur'ân’ın bir nuru olan lütf-u irşad ve hüsn-ü ifhâm, iktiza ediyorlar ki; Kur'ân’ın muhâtabları içinde ekseriyeti teşkil eden avâma karşı küllî hakikatleri ve derin ve umumî düsturları, me'lûf ve cüz'î sûretler ile gösterilsin ve fikirleri basit olan umumî avâma karşı muazzam hakikatlerin yalnız uçları ve basit bir sûreti gösterilsin. Hem âdet perdesi tahtında ve zeminin altında hàrikulâde olan tasarrufât-ı İlâhiye icmâlen gösterilsin. İşte bu sırra binâendir ki, Kur'ân-ı Hakîm, şu âyetle diyor:

Ey benî-İsrail ve ey Benî Âdem! Sizlere ne olmuş ki; kalbleriniz taştan daha câmid ve daha ziyâde katılaşmıştır! Zîra görmüyor musunuz ki, o pek sert ve pek câmid ve toprak altında bir tabaka-i azîme teşkil eden o koca taşlar, o kadar evâmir-i İlâhiye’ye karşı mutî' ve musahhar ve icraat-ı Rabbâniye altında o kadar yumuşak ve emirberdir ki; havada ağaçların

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.