Dedi: “Orada yılanlar böyle nîm-şeffâf olur.” İşte böyle bir mecâz hakikat zannedilmiş. Medâr-ı Şems ve Kamer
Tekàtu' noktaları olan re's ve zenebde Arz’ın haylûletiyle bir emr-i İlâhi’yle münhasif olur Kamer.
İki kavs-i mevhûme tinnîneyn yâdedilmiş, hayâlî bir teşbih ile isim, müsemmâ olmuş. Tinnîn ise yılandır. ∗∗∗
50. Mübâlağa, Zemm-i Zımnîdir
Mübâlağa, Zemm-i Zımnîdir
Hangi şeyi vasfetsen olduğu gibi vasfet. Medhin mübâlağası bence zemm-i zımnîdir. İhsân-ı İlâhî’den fazla ihsân, ihsân değildir. ∗∗∗
51. Şöhret Zâlimedir
Şöhret Zâlimedir
Şöhret bir müstebiddir; sâhibine mal eder başkasının malını. Meşhûr Hoca Nasreddin letâifi içinde, zekâtı, asıl malı.. (1) [^12]
[^12]: (1) Yani, onda biri.
Rüstem-i Sistanî, onun hayâl-i şânı gâret etti bir asır mefâhir-i İranî. Gasb ve gâretle şişti o nâmdâr hayâli,
Hurâfâta karıştı, attı nev'-i insanî. ∗∗∗
52. Din ile Hayat Kàbil-i Tefrik Olduğunu Zannedenler Felâkete Sebebdirler
Din ile Hayat Kàbil-i Tefrik Olduğunu Zannedenler Felâkete Sebebdirler
Şu Jön Türk’ün hatâsı; bilmedi o bizdeki din hayatın esâsı. Millet ve İslâmiyet ayrı ayrı zannetti.
Medeniyet; müstemir, müstevlî vehmeyledi. Saâdet-i hayatı içinde görüyordu. Şimdi zaman gösterdi,
Medeniyet sistemi (∗)[^13] bozuktu, hem muzırdı; tecrübe-i kat'iyye bize bunu gösterdi.
[^13]:(∗) Tam bir işâret-i gaybiyedir. Sekerâtta olan dinsiz, zâlim medeniyete bakıyor.
Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esâsı. İhyâ-yı din ile olur şu milletin ihyâsı. İslâm bunu anladı...
Başka dinin aksine, dinimize temessük derecesi nisbeten milletin terakkîsi. İhmali nisbetinde idi,
Milletin tedennîsi. Tarihî bir hakikat, ondan olmuş tenâsî...
