İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 16 / 765

İkinci Söz

16

İkinci Söz

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ ﴾

Îmânda ne kadar büyük bir saâdet ve ni'met ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:

Bir vakit iki adam, hem keyif, hem ticâret için seyahate giderler. Biri hodbîn, tâli'siz, bir tarafa; diğeri, hudâbîn, bahtiyar, diğer tarafa sülûk eder, giderler.

Hodbîn adam, hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbîn olduğundan, bedbînlik cezası olarak nazarında pek fenâ bir memlekete düşer. Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazîn, elîm bir hâli görür. Bütün memleket bir mâtemhâne-i umumî şeklini almış. Kendisi, şu elîm ve muzlim hâleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü; herkes ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi, müdhiş cenazeleri ve me'yûsâne ağlayan yetîmleri görür. Vicdânı, azâb içinde kalır.

Diğeri; hudâbîn, hudâ-perest ve hakendîş, güzel ahlâklı idi ki; nazarında pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor. Her tarafta bir sürûr, bir şehr-âyin, bir cezbe ve neş'e içinde zikirhâneler... Herkes ona dost ve akraba görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlil ile mesrûrâne ahz-ı asker için bir davul, bir muzîka sesi işitiyor. Evvelki bedbahtın hem kendi, hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel, şu bahtiyar, hem kendi, hem umum halkın sürûru ile mesrûr ve müferrah olur. Hem güzelce bir ticâret eline geçer, Allah’a şükreder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.