İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 235 / 765
235

pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, o Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.

Hem öyle acâib bir âlemden hakîki olarak bahsediyor ve öyle bir inkılâbdan haber veriyor ki; binler küre-i arz bomba olsa patlasalar, o kadar acîb olmaz. Bak! O’nun lisânında:

﴿ اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ  ﴾ ﴿  اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْ  ﴾ ﴿  اَلْقَارِعَةُ ﴾

gibi sûreleri işit.

Hem öyle bir istikbâlden doğru olarak haber veriyor ki; şu dünyevî istikbâl, ona nisbeten bir katre serâb hükmündedir.

Hem öyle bir saâdetten pek ciddi olarak haber veriyor ki; bütün saâdet-i dünyeviye, ona nisbeten, bir berk-ı zâilin, bir şems-i sermede nisbeti gibidir.

On Birinci Reşha

ONBİRİNCİ REŞHA:

Böyle acîb ve muammâ-âlûd şu kâinâtın perde-i zâhiriyesi altında elbette ve elbette böyle acâib bizi bekliyor. Böyle acâibi haber verecek, böyle hàrika ve fevkalâde mu'ciz-nümâ bir Zât lâzımdır. Hem, bu Zât’ın gidişatından görünüyor ki: O, görmüş ve görüyor ve gördüğünü söylüyor. Hem, “Bizi ni'metleriyle perverde eden şu semâvât ve arzın İlâh’ı, bizden ne istiyor, marziyâtı nedir?” Pek sağlam olarak bize ders veriyor.

Hem bunlar gibi daha pekçok merak-âver, lüzumlu hakàikı ders veren bu Zât’a karşı herşeyi bırakıp O’na koşmak, O’nu dinlemek lâzım gelirken; ekser insanlara ne olmuş ki; sağır olup kör olmuşlar, belki divâne olmuşlar ki, bu hakkı görmüyorlar, bu hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar.

On İkinci Reşha

ONİKİNCİ REŞHA:

İşte şu Zât, şu mevcûdât Hàlık’ının vahdâniyetinin hakkâniyeti derecesinde hak bir bürhân-ı nâtık, bir delil-i sâdık olduğu gibi; Haşr’in ve saâdet-i ebediyenin dahi bir bürhân-ı kàtı'ı, bir delil-i sâtı'ıdır. Belki, nasıl ki o Zât, hidayetiyle saâdet-i ebediyenin sebeb-i husûlü ve vesile-i vusûlüdür.. öyle de; duâsıyla, niyâzıyla o saâdetin sebeb-i vücûdu ve vesile-i icâdıdır. Haşir mes'elesinde geçen şu sırrı, makam münâsebetiyle tekrar ederiz:

İşte bak! O Zât öyle bir salât-ı kübrâda duâ ediyor ki; güyâ şu cezîre, belki arz, O’nun azametli namazıyla namaz kılar, niyâz eder.

Bak! Hem öyle bir cemâat-i uzmâda niyâz ediyor ki; güyâ Benî Âdem’in zaman-ı Âdem’den asrımıza, kıyâmete kadar bütün nurânî kâmil insanlar, O’na ittibâ' ile iktidâ edip duâsına “Âmîn” diyorlar. Hem bak, öyle bir

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.