Onbeşinci Söz'ün Zeyli
Onbeşinci Söz'ün Zeyli
[YİRMİALTINCI MEKTÛB’UN BİRİNCİ MEBHASI]
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ وَ اِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّـهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴾
HÜCCETÜ'L-KUR'ÂN ALE'Ş-ŞEYTAN VE HİZBİHİ
İblisi ilzam, şeytanı ifhàm (اِفْحَامْ) , ehl-i tuğyanı iskât eden Birinci Mebhas; bîtarafâne muhâkeme içinde şeytanın müdhiş bir desîsesini, kat'î bir sûrette reddeden bir vâkıadır. O vâkıanın mücmel bir kısmını, on sene evvel Lemeât’ ta yazmıştım. Şöyle ki:
Bu risalenin te'lifinden onbir sene evvel, Ramazan-ı Şerîf’te İstanbul Bayezid Câmi-i Şerîfi’nde hâfızları dinliyordum. Birden, şahsını görmedim; fakat manevî bir ses işittim gibi bana geldi, zihnimi kendine çevirdi. Hayâlen dinledim; baktım ki, bana der:
“Sen, Kur'ân’ı pek àlî, çok parlak görüyorsun. Bîtarafâne muhâkeme et, öyle bak. Yani bir beşer kelâmı farzet, bak. Acaba o meziyetleri, o zînetleri görecek misin?..” dedi.
Hakikaten ben de ona aldandım, beşer kelâmı farzedip, öyle baktım. Gördüm ki: Nasıl Bayezid’in elektrik düğmesi çevrilip söndürülünce ortalık karanlığa düşer, öyle de; o farz ile Kur'ân’ın parlak ışıkları gizlenmeğe başladı. O vakit anladım ki, benim ile konuşan şeytandır. Beni vartaya yuvarlandırıyor. Kur'ân’dan istimdâd ettim. Birden, bir nur kalbime geldi; müdafaaya kat'î bir kuvvet verdi. O vakit, şöylece şeytana karşı münâzara başladı.
