29. Nur-u Akıl, Kalbden Gelir
Nur-u Akıl, Kalbden Gelir
Zulmetli münevverler bu sözü bilmeliler: Ziyâ-yı kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver.
O nur ile bu ziyâ mezcolmazsa zulmettir; zulüm ve cehli fışkırır. Nurun libâsını giymiş bir zulmet-i müzevver.
Gözünde bir nehâr var, lâkin ebyaz ve muzlim. İçinde bir sevâd var, ki bir leyl-i münevver.
O içinde bulunmazsa, o şahm-pâre göz olmaz; sen de bir şey göremez. Basîretsiz basar da para etmez.
Ger fikret-i beyzâda süveydâ-i kalb olmazsa, halîta-i dimağî, ilim ve basîret olmaz; kalbsiz akıl olamaz. ∗∗∗
30. Dimağda Merâtib-i İlim Muhtelifedir, Mültebise
Dimağda Merâtib-i İlim Muhtelifedir, Mültebise
Dimağda merâtib var; birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif. Evvel tahayyül olur, sonra tasavvur gelir.
Sonra gelir taakkul, sonra tasdik ediyor, sonra iz'ân oluyor, sonra gelir iltizam, sonra i'tikàd gelir.
İ'tikàdın başkadır, iltizamın başkadır; herbirinden çıkar bir hâlet: Salâbet i'tikàddan,
Taassub iltizamdan, imtisal iz'ândan, tasdikten iltizam, taakkulde bîtaraf, bîbehre tasavvurda.
Tahayyülde safsata hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir. Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek her demde,
Sâfî olan zihinleri cerhtir, hem idlâli. ∗∗∗
31. Hazmolmayan İlim, Telkin Edilmemeli
Hazmolmayan İlim, Telkin Edilmemeli
Hakîki mürşid-i âlim koyun olur, kuş olmaz; hasbî verir ilmini.
Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü.
Kuş veriyor ferhine lüâb-âlûd kayyını. ∗∗∗
32. Tahrib Esheldir; Zaîf, Tahribci Olur
Tahrib Esheldir; Zaîf, Tahribci Olur
Vücûd-u cümle eczâ, şart-ı vücûd-u külldür. Adem ise, oluyor bir cüz'ün ademiyle; tahrib eshel oluyor.
