Zâten başka Söz’lerde ve Cennet’e dair Yirmisekizinci Söz’ün Arabî olan İkinci Makam’ında ve Yirmidokuzuncu Söz’de çok bürhânlar geçmiştir.
#### Birinci İşaret
BİRİNCİ İŞÂRET: Lezîz taamlara, hoş meyvelere şâkirâne muhabbet-i meşrûanın uhrevî neticesi; Kur'ân’ın nassıyla Cennet’e lâyık bir tarzda lezîz taamları, güzel meyveleridir. Ve o taamlara ve o meyvelere müştehiyâne bir muhabbettir. Hattâ dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin “Elhamdülillâh” kelimesi, Cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip, sana takdim edilir. Burada meyve yersin; orada “Elhamdülillâh” yersin. Ve ni'mette ve taam içinde in'âm-ı İlâhî’yi ve iltifat-ı Rahmânî’yi gördüğünden o lezzetli şükr-ü manevî, Cennet’te gayet lezîz bir taam sûretinde sana verileceği, Hadîs’in nassıyla, Kur'ân’ın işârâtıyla ve hikmet ve rahmetin iktizasıyla sâbittir.
#### İkinci İşaret
İKİNCİ İŞÂRET: Dünyada, meşrû bir sûrette nefsine muhabbet, yani; mehâsinine bina edilen muhabbet değil; belki noksaniyetlerini görüp, tekmîl etmeğe bina edilen şefkat ile onu terbiye etmek ve onu hayra sevketmek neticesi; o nefse lâyık mahbûbları, Cennet’te veriyor. Nefis, mâdem dünyada hevâ ve hevesini Cenâb-ı Hak yolunda hüsn-ü istimâl etmiş. Cihâzâtını, duygularını hüsn-ü sûretle istihdam etmiş. Kerîm-i Mutlak, ona dünyadaki meşrû ve ubûdiyetkârâne muhabbetin neticesi olarak Cennet’te, Cennet’in yetmiş ayrı ayrı envâ'-ı zînet ve letâfetinin nümûneleri olan yetmiş muhtelif hulleyi giydirip, nefisteki bütün hâsseleri memnun edecek, okşayacak yetmiş envâ'-ı hüsün ile vücûdunu süslendirip; herbiri, rûhlu küçük birer Cennet hükmünde olan hûrileri, o dâr-ı bekàda vereceği, pekçok âyât ile tasrîh ve isbât edilmiştir.
Hem dünyada gençliğe muhabbet, yani, ibâdette gençlik kuvvetini sarfetmenin neticesi, dâr-ı saâdette ebedî bir gençliktir.
#### Üçüncü İşaret
ÜÇÜNCÜ İŞÂRET: Refîka-i hayatına meşrû dâiresinde, yani; latîf şefkatine, güzel hasletine, hüsn-ü sîretine binâen samîmî muhabbet ile; refîka-i hayatını da nâşizelikten, sâir günahlardan muhâfaza etmenin netice-i uhreviyesi ise; Rahîm-i Mutlak, o refîka-i hayatı, hûrilerden daha güzel bir sûrette ve daha zînetli bir tarzda, daha câzibedâr bir şekilde, ona dâr-ı saâdette ebedî bir refîka-i hayatı ve dünyadaki eski mâceraları birbirine mütelezzizâne nakletmek ve eski hâtırâtı birbirine tahattur ettirecek enîs, latîf, ebedî bir arkadaş, bir muhib ve mahbûb olarak verileceğini va'detmiştir. Elbette va'dettiği şeyi, kat'î verecektir.
#### Dördüncü İşaret
DÖRDÜNCÜ İŞÂRET: Vâlideyn ve evlâda muhabbet-i meşrûanın neticesi; nass-ı Kur'ân ile Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların makamları ayrı
