İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 668 / 765
668

Otuzüçüncü Pencere

Otuzüçüncü Pencere

﴿ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا ❀ قَيِّمًا ﴾

﴿ الٓرٰ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ ﴾

Bütün geçmiş pencereler, Kur'ân denizinden bazı katreler olduğunu düşün, sonra Kur'ân’da ne kadar âb-ı hayat hükmünde olan envâr-ı Tevhid var olduğunu kıyâs edebilirsin. Fakat bütün o pencerelerin menba'ı ve mâdeni ve aslı olan Kur'ân’a, gayet mücmel bir sûrette, gayet basit bir tarzda bakılsa dahi, yine gayet parlak, nurânî bir pencere-i câmiadır. O pencere ne kadar kat'î ve parlak ve nurânî olduğunu Yirmibeşinci Söz olan İ'câz-ı Kur'ân Risalesi’ne ve Ondokuzuncu Mektûbun Onsekizinci İşâreti’ne havâle ediyoruz. Ve Kur'ân’ı bize gönderen Zât-ı Zülcelâl’in arş-ı Rahmânî’sine niyâz edip deriz:

﴿ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا ﴾ ﴿ رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا ﴾

﴿ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴾ ﴿ وَتُبْ عَلَيْنَا اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ﴾ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.