37. Bazen Hayır, Şerre Vâsıta Olur
Bazen Hayır, Şerre Vâsıta Olur
Hàvâstaki meziyet, filhakîka sebebdir tevâzu', mahviyete; olmuş maatteessüf sebeb-i tahakküme,
Tekebbüre; hem illet. Fakirlerdeki aczi, âmîlerdeki fakrı, filhakîka sebebdir ihsân ve merhamete.
Lâkin maatteessüf müncer olmuştur şimdi, zillet ve esârete. Bir şeyde hâsıl olan mehâsin ve şerefse,
Hàvâs ve rüesâya o şey peşkeş edilir. O şeyden neş'et eden seyyiât ve şer ise, efrâd ve hem avâma,
Taksim, tevzî' edilir. Aşîret-i gâlibde hâsıl olan şerefse: “Hasan Ağa, âferin!” Hâsıl olan şer ise,
Efrâda olur nefrîn. Beşerde şerr-i hazîn!.. ∗∗∗
38. Gaye-i Hayâl Olmazsa, Enâniyet Kuvvetleşir
Gaye-i Hayâl Olmazsa, Enâniyet Kuvvetleşir
Bir gaye-i hayâl olmazsa, yâhut nisyan basarsa, ya tenâsî edilse; elbette zihinler enelere dönerler,
Etrafında gezerler. Ene kuvvetleşiyor, bazen sinirleniyor. Delinmez, tâ “Nahnü” olsun. “Ene”sini sevenler, başkaları sevmezler. ∗∗∗
39. Hayat-ı İhtilâl; Mevt-i Zekât, Hayat-ı Ribâdan Çıkmış
Hayat-ı İhtilâl; Mevt-i Zekât, Hayat-ı Ribâdan Çıkmış
Bilcümle ihtilâlât, bütün herc ü fesâdât; hem asıl, hem mâdeni.. rezâil ve seyyiât, bütün fâsid hasletler,
Muharrik ve menba'ı iki kelimedir tek, yâhut iki kelâmdır. Birincisi şudur ki: “Ben tok olsam, başkalar
Acından ölse neme lâzım!” İkincisi: “Rahatım için zahmet çek, sen çalış; ben yiyeyim. Benden yemek, senden emekler!”
Birinci kelimede olan semm-i kàtili, hem kökünü kesecek, şâfi devâ olacak tek bir devâsı vardır.
O da zekât-ı şer'î ki, bir rükn-ü İslâm’dır. İkinci kelimede, zakkum seçer münderic. Onun ırkını kesecek, ribânın hurmetidir.
Beşer salâh isterse, hayatını severse: Zekâtı vaz'etmeli, ribâyı kaldırmalı. ∗∗∗
40. Beşer, Hayatını İsterse Envâ'-ı Ribâyı Öldürmeli
Beşer, Hayatını İsterse Envâ'-ı Ribâyı Öldürmeli
Tabaka-i hàvâstan tabaka-i avâma sıla-i rahm kopmuştur. Aşağıdan fırlıyor
Sadâ-yı ihtilâlî, vâveylâ-yı intikamî, kin ve hased enînî.. Yukarıdan iniyor
