İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 9 / 765
9

#### İkincisi

İkincisi: Küre-i arz sîmâsında nebâtât ve hayvanatın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşâbüh, tenâsüb, intizam, insicam, lütûf ve merhametten tezâhür eden sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyet’tir ki, “Bismillâhirrahmân” ona bakıyor.

Sonra, insanın mâhiyet-i câmiasının sîmâsındaki letâif-i re'fet ve dekàik-ı şefkat ve şuâât-ı merhamet-i İlâhiye’den tezâhür eden sikke-i ulyâ-i Rahîmiyet’tir ki, بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ deki اَلرَّحِيمِ ona bakıyor. Demek بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ sahife-i âlemde bir satır-ı nurânî teşkil eden üç Sikke-i Ehadiyet’in kudsî ünvânıdır. Ve kuvvetli bir haytıdır ve parlak bir hattıdır. Yani; بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ yukarıdan nüzûl ile semere-i kâinât ve âlemin nüsha-i musağğarası olan insana ucu dayanıyor. Ferşi arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmağa bir yol olur.

İkinci Sır

İKİNCİ SIR: Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, hadsiz kesret-i mahlûkatta tezâhür eden Vâhidiyet içinde ukùlü boğmamak için, dâima o Vâhidiyet içinde Ehadiyet cilvesini gösteriyor. Yani, meselâ: Nasıl ki güneş ziyâsıyla hadsiz eşyayı ihâta ediyor. Mecmû-u ziyâsındaki güneşin zâtını mülâhaza etmek için, gayet geniş bir tasavvur ve ihâtalı bir nazar lâzım olduğundan, güneşin zâtını unutturmamak için, herbir parlak şeyde güneşin zâtını aksi vâsıtasıyla gösteriyor. Ve her parlak şey kendi kàbiliyetince güneşin cilve-i zâtîsiyle beraber ziyâsı, harâreti gibi hàssalarını gösteriyor. Ve her parlak şey, güneşi bütün sıfâtıyla kàbiliyetine göre gösterdiği gibi; güneşin ziyâ ve harâret ve ziyâdaki elvân-ı seb'a gibi keyfiyâtlarının herbirisi dahi, umum mukâbilindeki şeyleri ihâta ediyor. Öyle de: ﴾ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى ﴿ –temsîlde hatâ olmasın– Ehadiyet ve Samediyet-i İlâhiye, herbir şeyde hususan zîhayatta, hususan insanın mâhiyet âyinesinde bütün esmâsıyla bir cilvesi olduğu gibi; vahdet ve vâhidiyet cihetiyle dahi mevcûdât ile alâkadar herbir ismi bütün mevcûdâtı ihâta ediyor. İşte vâhidiyet içinde ukùlü boğmamak ve kalbler Zât-ı Akdes’i unutmamak için, dâima vâhidiyetteki sikke-i ehadiyeti nazara veriyor ki, o sikkenin üç mühim ukdesini irâe eden بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ dir.

Üçüncü Sır

ÜÇÜNCÜ SIR: Şu hadsiz kâinâtı şenlendiren, bilmüşâhede Rahmet’tir. Ve bu karanlıklı mevcûdâtı ışıklandıran, bilbedâhe yine Rahmet’tir. Ve bu hadsiz ihtiyacât içinde yuvarlanan mahlûkatı terbiye eden, bilbedâhe

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.