| |Sahife No|
|:-:|:-:|
|altında oniki bürhân-ı bâhire ile Vahdâniyet-i İlâhiye’yi isbât etmekle beraber, evsâf-ı celâliye ve cemâliye ve kemâliyesini Vahdâniyet içinde isbât ediyor. O lem'alardaki deliller, o kadar kat'îdir ki: Hiçbir şübhe yeri kalmıyor. Ve o kadar küllîdirler ki: Mevcûdât adedince, belki zerrât sayısınca mârifetullâha pencereler açıyor. Ve onun ile Vâcibü'l-Vücûd’un vücûdunu, umum sıfât ve esmâsıyla en muannidlere karşı isbât ediyor.||
|YİRMİÜÇÜNCÜ SÖZ:
﴿ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ٓي اَحْسَنِ تَقْو۪يمٍ ❀ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَ ❀ اِلَّا الَّذ۪ينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ﴾
âyetlerinin meâlindeki çok âyâtın îmâna dair ve terakkiyât ve tedenniyât-ı insaniyeye medâr hakikatlerini “ Beş Nokta ” ile ve “ Beş Nükte ” içinde herkese taalluk eden ve herkes ona muhtaç olan on mebhas ile o sırr-ı azîmi tefsir eder. İsti'dâdât-ı insaniye ile vezâif-i insaniyeyi, gayet ma'kul ve makbûl bir sûrette beyân eder.
Bu Söz, şimdiye kadar binler adamı hâb-ı gafletten kurtardığı gibi, çoklarını da îmâna getirmiş gayet kıymetdâr ve yüksek olmakla beraber, temsîller ile fehmi kolaylaşmış, herkes onun dilini anlıyor...|[304](/sözler/yirmiüçüncü-söz/218/2/304/323#3042)|
|YİRMİDÖRDÜNCÜ SÖZ:
﴾ اَللّٰهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّاهُوَ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى ﴿ âyetinin meâlinde ve Esmâ-i Hüsnâ’nın cilveleri hakkındaki çok âyâtın muazzam bir hakikatini beş dal nâmıyla mebâhis-i azîme ile tefsir ediyor. Birinci ve İkinci Dalları, mühim esrârın muhtasar bir hazinesidir. Üçüncü Dal, hadîslere gelen evhâmı oniki kaide ile reddeder. Evhâmın esâslarını keser. Dördüncü Dal, kâinât sarayında istihdam olunan nebâtât ve hayvanat ve insan ve melâike tâifelerinin sırr-ı istihdamlarını ve güzel vazife-i ubûdiyet ve tesbihlerini ve haşmet-i Rubûbiyet-i İlâhiye’yi câzibedâr bir tarzda beyân eder.|[324](/sözler/yirmidördüncü-söz/231/2/324/354#3242)|
