İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 736 / 765
736

Neden hediye kabûl etmediğinin sebeblerinden birisi olarak der ki: “ Bu zaman, eski zaman gibi değildir. Eski zamanda îmânı kurtaran on el varsa, şimdi bire inmiş. Îmânsızlığa sevk eden sebebler eskiden on ise, şimdi yüze çıkmış. İşte, böyle bir zamanda îmâna hizmet için, dünyaya el atmadım, dünyayı terk ettim. Hizmet-i îmâniyemi hiçbir şeye âlet etmeyeceğim. ” der. Hazret-i Üstad, kendi şahsı için birisi zahmet çekse, bir hizmetini görse; mukâbilinde bir ücret, bir teberrük verir. Aksi hâlde, rûhuna ağır gelir, hoşuna gitmez.

Bediüzzaman Said Nursî; Kur'ân, îmân ve Din’e yaptığı hizmetinde, senelerden beri, mütemâdi bir tarassud ve tecessüs, takibat ve tedkîkàt altında bulundurulmuştur. Yalnız ve yalnız rızâ-yı İlâhî için, yalnız ve yalnız hakikat için İslâmiyet’e hizmet ettiği ve Hizmet-i Kur'âniye’sini hiçbir şeye âlet etmediği müteaddid mahkemelerde de sâbit olmuştur. Eğer bu mezkûr hakikatlere ve eserlerindeki hak ve hakikati gören hak-perestlerin, Bediüzzaman ve eserlerinde gördükleri ve neşrettikleri àlî meziyet ve yüksek hakikate mugâyir en küçük bir şey olsa idi, en büyük ilâvelerle, şa'şaalarla ve yaygaralarla, bu yirmibeş sene içinde, din düşmanları tarafından dünyaya ilân edilecek idi.

Nitekim, bütün bütün iftira ve ittihamlarla, cebbâr, müstebid din düşmanlarının tahrîkâtıyla mahkemelere sevkedildiği zaman, gazetelerin birinci sahifelerinde, bire yüz ilâvelerle teşhîr ettirilmesi; tahkîkat ve muhâkeme neticesinde hiçbir suç olmadığı tahakkuk ederek, berâet ettiği vakit sükût edilmesi; bu hakikatin âşikâr çok delillerinden bir tanesidir.

Bediüzzaman, din kardeşlerine ziyâde şefkatlidir. Onların elemleriyle elem çektiği, İslâm dünyasında hürriyet ve istiklâl için can veren, fedâi İslâm mücâhidlerinin acılarıyla muzdarib olduğu, Kur'ân ve İslâmiyet’e yapılan darbeler ânında çok ızdırâblar çektiği, böyle acı acıların te'sirâtıyla, zâten pek az yediği bir parça çorbasını da yiyemediği çok defa görülmüş ve görülmektedir. Ekser günleri hastalıklar ve sıkıntılarla geçmektedir. Bir Nur Talebesi’nin yazdığı gibi, “ Ey Millet-i İslâm’ın ebedî refah ve saâdeti için, dünyada rahatlık görmeyen müşfik Üstadım!.. Senin devam eden hastalıkların cismânî değildir. Dinimize icra edilen istibdâd ve zulüm sona ermedikçe, Âlem-i İslâm kurtulmadıkça senin ızdırâbın dinmeyecektir. ” Evet biz de bu kanâatteyiz.

Fakat o elîm acılar, Bediüzzaman’ı asla ye'se düşürmemiş, bil'akis öyle küllî ve umumî bir dinî cihada ve duâ ve ubûdiyete sevk etmiştir ki: “ Kurtuluşun çare-i yegânesi, Kur'ân’a sarılmaktır. ” demiş ve sarılmış. Kur'ân’da bulduğu devâ ve dermanları kaleme alarak, bu zamanda bir halâskâr-ı İslâm ve nev'-i beşerin saâdetine medâr olan Risale-i Nur Eserleri’ni meydâna getirmiştir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.