İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 578 / 765
578

“Eğer bütün emsâlim ve yüzümüzdeki sikke-i kudret ve tuğrâ-i fıtrat bir olan bütün insanların bedenlerine hakîki mutasarrıf olacak bir kudret ve ilim sende varsa.. hem sudan ve havadan tut, tâ nebâtât ve hayvanata kadar benim erzâkımın mahzenlerine mâlik olacak bir servetin ve bir hâkimiyetin varsa.. hem, ben kılıf olduğum gayet geniş ve yüksek olan rûh, kalb, akıl gibi letâif-i maneviyeyi, benim gibi dar, süflî bir zarfta yerleştirerek, kemâl-i hikmet ile istihdam edip ibâdet ettirecek sende nihâyetsiz bir kudret, hadsiz bir hikmet varsa, göster; sonra “Ben seni yaptım.” de. Yoksa sus! Hem bendeki intizam-ı ekmelin şehâdetiyle ve yüzümdeki sikke-i vahdetin delâletiyle, benim Sâni'im, herşeye Kadîr, herşeye Alîm, herşeyi görür ve herşeyi işitir bir Zât’tır. Senin gibi sersem, âcizin parmağı O’nun san'atına karışamaz, zerre mikdar müdâhale edemez.”

O şerîklerin vekili, bedende dahi parmak karıştıracak yer bulamaz. Gider, insanın nev'ine rast gelir, kalbinden der ki: “Belki bu dağınık, karmakarışık olan cemâat içinde; şeytan, onların ef'âl-i ihtiyariye ve ictimâiyelerine karıştığı gibi, belki ben de ahvâl-i vücûdiye ve fıtriyelerine karışabileceğim ve parmak karıştıracak bir yer bulacağım. Ve onda bir yer bulup beni tardeden bedene ve beden hüceyresine hükmümü icra ederim.” Onun için beşerin nev'ine, yine sağır tabiat ve sersem felsefe lisânıyla der ki: “Siz çok karışık bir şey görünüyorsunuz. Ben size rab ve mâlikim veyâhut hissedarım.” der. O vakit nev'-i insan, hak ve hakikat lisânıyla, hikmet ve intizamın diliyle der ki:

“Eğer bütün küre-i arza giydirilen ve nev'imiz gibi bütün hayvanat ve nebâtâtın yüzlerbin envâ'ından rengârenk atkı ve iplerden kemâl-i hikmetle dokunan ve dikilen gömleği ve yeryüzüne serilen ve yüzbinler zîhayat envâ'ından nescolunan ve gayet nakışlı bir sûrette icâd edilen haliçeyi yapacak ve her vakit kemâl-i hikmetle tecdîd edip tazelendirecek bir kudret ve hikmet sende varsa; hem eğer, biz meyve olduğumuz küre-i arza ve çekirdek olduğumuz âlemde tasarruf edecek ve hayatımıza lâzım maddeleri mîzan-ı hikmetle aktâr-ı âlemden bize gönderecek bir muhît kudret ve şâmil bir hikmet sende varsa; ve yüzümüzdeki sikke-i kudret bir olan bütün gitmiş ve gelecek emsâlimizi icâd edecek bir iktidar sende varsa, belki bana Rubûbiyet da'vâ edebilirsin. Yoksa haydi sus! Benim nev'imdeki karmakarışıklığa bakıp “Parmak karıştırabilirim.” deme. Çünkü; intizam mükemmeldir. O karmakarışık zannettiğin vaziyetler, kudretin kader kitabına göre kemâl-i intizam ile bir istinsahtır. Çünkü; bizden çok aşağı olan ve bizim taht-ı nezâretimizde bulunan hayvanat ve nebâtâtın kemâl-i intizamları gösteriyor ki, bizdeki karışıklıklar bir nev'i kitabettir.

Hiç mümkün müdür ki; bir haliçenin her tarafına yayılan bir atkı ipini san'atkârâne yerleştiren, haliçenin ustasından başkası olsun. Hem bir meyvenin mûcidi, ağacının mûcidinden başkası olsun. Hem çekirdeği icâd