İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 556 / 765
556

Biz de deriz ki: Arz gibi ağır bir cisim, fenninizce hareket-i seneviyesiyle bir dakikada takriben yüzseksensekiz saat mesâfeyi keser. Takriben yirmibeşbin senelik mesâfeyi, bir senede kat'ediyor. Acaba şu muntazam harekâtı ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kadîr-i Zülcelâl, bir insanı, arşa getiremez mi? Şemsin câzibesi denilen bir kanun-u Rabbânî ile mevlevî gibi etrafında pek ağır olan cism-i arzı gezdiren bir hikmet, câzibe-i Rahmet-i Rahmân ile ve incizab-ı muhabbet-i Şems-i Ezel ile bir cism-i insanı, berk gibi Arş-ı Rahmân’a çıkaramaz mı?

Yine hâtıra gelir ki: Diyorsun: “Haydi çıkabilir. Niçin çıkmış, ne lüzumu var? Velîler gibi rûh ve kalbi ile gitse, yeter?”

Biz de deriz ki: Mâdem Sâni'-i Zülcelâl, mülk ve melekûtundaki âyât-ı acîbesini göstermek ve şu âlemin tezgâh ve menba'larını temâşâ ettirmek ve a'mâl-i beşeriyenin netâic-i uhreviyesini irâe etmek istemiş. Elbette, âlem-i mubsırâtın anahtarı hükmünde olan gözünü ve mesmuât âlemindeki âyâtı temâşâ eden kulağını, arşa kadar beraber alması lâzım geldiği gibi, rûhunun hadsiz vezâife medâr olan âlât ve cihâzâtının makinesi hükmünde olan cism-i mübârekini dahi, tâ arşa kadar beraber alması muktezâ-yı akıl ve hikmettir. Nasıl ki, Cennet’te Hikmet-i İlâhiye, cismi, rûha arkadaş ediyor. –Çünkü; pekçok vezâif-i ubûdiyete ve hadsiz lezâiz ve âlâma medâr olan cesettir.– Elbette o cesed-i mübârek, rûha arkadaş olacaktır. Mâdem Cennet’e cisim, rûh ile beraber gider; elbette Cennetü'l-Me'vâ gövdesi olan Sidretü'l-Müntehâ’ya urûc eden Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) ile cesed-i mübârekini refâkat ettirmesi, ayn-ı hikmettir.

Yine hâtıra gelir ki: Dersin: “Birkaç dakikada binler sene mesâfeyi kat'etmek, aklen muhâldir?”

Biz de deriz ki: Sâni'-i Zülcelâl’in san'atında harekât, nihâyet derecede muhteliftir. Meselâ; savtın sür'atiyle, ziyâ, elektrik, rûh, hayâl sür'atleri ne kadar mütefâvit olduğu ma'lûm... Seyyârâtın dahi, fennen harekâtı o kadar muhteliftir ki, akıl hayrettedir. Acaba latîf cismi, urûcda sür'atli olan ulvî rûhuna tâbi olmuş, rûh sür'atinde hareketi nasıl akla muhâlif görünür? Hem on dakika yatsan bazı olur ki, bir sene kadar hâlâta ma'rûz olursun. Hattâ bir dakikada insan gördüğü rüyayı, onun içinde işittiği sözleri, söylediği kelimâtı toplansa uyanık âleminde bir gün, belki daha fazla zaman lâzımdır. Demek oluyor ki; bir zaman-ı vâhid, iki şahsa nisbeten, birisine bir gün, birisine de bir sene hükmüne geçer.

Şu mânâya bir temsîl ile bak ki: İnsanın hareketinden, güllenin hareketinden, savttan, ziyâdan, elektrikten, rûhtan, hayâlden tezâhür eden sür'at-i harekâtta bir mikyâs olmak için şöyle bir saat farzediyoruz ki: O saatte on

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.